Duyurular

«Velîler Ordusu» kitabında hayatı anlatılan 333 Velînin içine, «Bir» sayısını Allah Resulüne verdikten sonra mukaddes emaneti O’ndan alıp günümüze kadar getiren, O’nunla beraber 33 büyük velî, esere bilhassa alınmamıştı. ... 


Başbuğ Velilerden 33

 

Ezelle ebed arası Allah'a doğru giden evliya kervanları arasında en şanlısına ait 33 kolbaşılı "Altun Halka - Silsile-i Zeheb" çerçevesidir ki, keyfiyet ölçüsüyle temel sayısını, bütün kainat gibi O'ndan alır.


Kayseri Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 18,6069   18,6404
EURO 19,4073   19,4423
       
Özlü Sözler
Kibirli İnsan Övülmez
Sponsorlarımız
Birlikte ayrılmak Mustafa Özer

birlikte ayrılmak

1

birlikte ayrılmak
mustafa özer

mustafa özer

2

*Kayseri Eğitim ve Kültür Vakfı Yayınları:7
* Birinci Basım;Temmuz-2012 Kayseri
*Kapak ; Mustafa İbakorkmaz
*Tashih ;Mustafa Cabat
*Baskı;Orka-Kayseri

birlikte ayrılmak

3
TAKDİM
Kayseri Eğitim ve Kültür Vakfı,“İlmi kitapla kaydediniz.”
buyruğunu yerine getirmek amacıyla bir süre önce başladığı
kitap yayınlarına , hız kesmeden devam etmektedir.
İlk kitabımız olan Felsefe Öğretmeni Mustafa Cabat’ın “İki
Kavram Analizi Laiklik-Aksiyon” adlı çalışmasının ardından
Kayseri’nin yetiştirdiği ender şairlerden Mustafa Özer’in “Evsa
,Düşüşten Sonra , Sis ve Selva, Çağrı Sayfaları,Çalakalem
Çiçekler,Birlikte Ayrılmak, Şapkamda Saklanan Azrail,Düşüşten
Sonra-2 , Sanat ve Aksiyon İçinde Bir Portre Denemesi, Ses ve
Heves adlarını taşıyan 10 adet şiir ve denemelerinden oluşan
kitaplarını yayınları arasına katmıştır.
Vakfımız 2012 yılı içerisinde 12 numaralı kitabını Büyük Doğu
‘nun yaşayan mütefekkiri Ali Biraderoğlu’nun “Necip Fazıl ve
Büyük Doğu” adlı Kayseri Büyükşehir Tiyatro salonunda
1989’da verdiği konferansın yayınlanmasına tahsis etmiş
bulunmaktadır.
Manevi kültürün kaynağı kitaptır.Neslimizin varoluşunun
kitaplarla haşır neşir olmasına bağlı olduğuna inanıyor ve
bugüne kadar bir düzine kitabı yayın hayatına kazandırmaktan
mutluluk duyuyor,okuyucusunun hiç bitmemesini temenni
ediyoruz
Mustafa Fikri Tekelioğlu
Kayseri Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı

mustafa özer

4

birlikte ayrılmak

5

İçindekiler
I.SUYUN ARDINDA 13
YÜZÜNDE SENİN 15
İŞTE ONLAR ISSIZ KALMIŞ EVLERİ 16
ÖRÜMCEK 19
FATİHE SELAM 20
ŞEHİT MARŞI 21
GÜZ PINARLARI 22
SU GİBİ 23
KAVGA 1 25
KAVGA 2 26
KAVGA 3 27
KARDANADAM 28
AŞK 29
KARAKTER 30
DEVLETHANE 31
POT-BORİ 32
KERBELANIN İNTİKAMI 33
ATEŞİN GÖZÜ DÜŞER 34
ÖMÜR Kİ ÇÖRTEN 35
ZAMANDA 36
KARASU 37
GÜNEŞ 38
KUM GİBİ 39
ELBURZ 40

mustafa özer

6

KAR 41
KISADAN HİSSE 43
YOLCULUK 44
KUMARBAZIN ELİ 45
GONCA-İ ŞER 46
ÇOK SÖZ IŞIĞA ZARAR 47
ARZ TALEP YASASI 48
KULLUK BORCU 50
NİÇİNSİZ BİÇİM 51
KASIM SERENAT 52
TERÖRE DİRENİŞİN ALEGORİSİ 53
ŞAİR 54
ELİF BENDİ 55
POYRAZIN ÖLÜMÜ 56
GÖZÜM SEYRET TE GÖR KENDİNİ 57
ANNE MÜSTEZATI 59
GÜL VE ÇAKILTAŞI 64
TAVAF 67
NOKTALAMA 68
DİZGİ 69
ORAN 71
KEMALDEN DÖKÜLENLER 72
ÇİNGENE 73
FARKINDALIK 74

birlikte ayrılmak

7

YILAN YEMİ 75
UZAKTA KAL 76
TERS GİDEN 77
ANKARANIN TOZUNA BAK 78
II.EL FALI 81
ELİNDEN KASİDESİ 83
NOKTALAMALAR 115
UZAKLAR 116
FİLMATİK OLAN 118
SÖYLE GARİP SENCİLEYİN 120
SİLAH 123
ECEL 124
KAMPANA 125
RENK GÜZELİ 126
BAKIRKÖY’DE SEHER 127
YİĞİTLİK 128
HÜSN-Ü YUSUF 129
GÖKYÜZÜYLE 130
BİLMECE 131
KELİMELER KEYFİNCE 132
CEMALİNİ GÖRDÜM ASLI GEREKMEZ 133
GURBETNAME 135
KARMA 136
TRAFİK DESTANI 137

mustafa özer

8

SEYRANGAH 138
GÖZ AYDINLIĞI 139
MİKROSKOP CAMINDA 140
ŞÜKRÜN İFADESİ 141
KEYİF 142
ÜNİVERSİTE 143
İSTANBULDA BİR GEZİNTİ 144
AYRILIKLARIN ADEMCESİ 145
PAMUK ŞEKERİ PEMBESİ 148
OYUN DÜZENİ 150
TERKİN TERKİ GEREK 155
AVRUPA ANITLAR DİYARI 157
ANAKENT 159
BEKLEYİŞ 160
BABA VE KIZLARI 161
AVRUPA BİRLİĞİ 164
BÜYÜYEN ŞARLO 166
MARATON 167
BİREYSEL GÜVENLİK 168
PARKTAKİ KEDİLER DİYALOĞU 169
NOKTALAMA 173
NE ZAMAN 179
DÜŞÜŞTEN SONRA 183
III. TEMAŞA-İ HACI LEYLEK 185

birlikte ayrılmak

9

YALANCI TANIK 187
OLSUN 188
ÇALGI 189
İRADE 190
HEYKEL 191
YİTİK KENT 192
BAKİ OLAN 193
KILAVUZ 194
SİNAN 195
AYRILIK VAKTİ 196
AKIN 197
TERSİM REDİFİ 198
ZAMANIN İLTİFATI 199
LALEGÛN 200
GÜL İSTEMEK 201
BULAŞICI 202
GÖRMEK DİLEĞİ 203
NOKTALAMALAR 204
EZİK KAYISI 205
NE DE NAZİRE NAZIMA 206
NİHAN 208
KARINCA 209
BESMELE 210
MÜCERREB 211

mustafa özer

10

ÖZGÜRLÜK-I 212
ÖZGÜRLÜK-II 213
KARADENİZ HAVASI 214
SÖĞÜT VE KIZ 215
GUGUKLU SAAT 216
BEYAZ MARTI 217
ELMA 218
KAF DAĞININ ARKASI 219
SENDEN YA RESULALLAH 220
TELEFON 221
PEJMÜRDE 222
MASA 223
TEVHİD 224
NOKTALAMA 225

birlikte ayrılmak

11

mustafa özer

12
I.SUYUN ARDINDA

birlikte ayrılmak

13

mustafa özer

14
YÜZÜNDE SENİN
burcu burcu beyaz gürcü kızları
derin deniz gibi güzel gözleri
naradan acıya batan sözleri
gül dikeni gizler yüzünde senin
fırat gibi çağlar zaferle murat
nil ile geceye ağlayan Fırat
çok sırlar içinde gizli bu sırat
zehre bade sunar gözünde senin
kıskanan gözlerin bakıyor dik dik
hıncının yayını geriyor kirpik
kanını dağlayan olmaksa birlik
ölüm ömür sunar sözünde senin
rüzgar alıp saçlarını götürse
türk kahvesi ile cezve köpürse
alçakları pislik sayıp süpürse
ahım hayat bulur yüzünde senin

birlikte ayrılmak

15

İŞTE ONLAR ISSIZ KALMIŞ EVLERİ
şın şenlik alfabe dişinde çınlar
yüzünde neşeler dışında çanlar
çiçek çiçek her yer yeşilde çamlar
işte onlar ıssız kalmış evleri
gözlerinde ne gözyaşı ne ağıt
dilersen gönlünü elinde soğut
rüzgarın önünde bir salkım söğüt
işte onlar ıssız kalmış evleri
vaşington londra moskofu bilir
yanından geçerken dünya gerilir
her ne patlar ise onda dirilir
işte onlar ıssız kalmış evleri
milleti varsa da yalnız başına
anlatsan tarihe duymaz boşuna
gerginlikten gergef örer başına
işte onlar ıssız kalmış evleri
çok dil bilir bilge kimse olamaz
her notadan çalar kimse dolamaz
entelliği gerçekse de içi dolamaz
işte onlar ıssız kalmış evleri

mustafa özer

16
yazıları vardır sorun çıkarır
oysa sorun çözmek izi bırakır
erdem altın olsa size bırakır
işte onlar ıssız kalmış evleri
politik çarka su döker bilerek
ebeveyni terk eder matah bilerek
yalnızlığı gömlek gibi giyerek
işte onlar ıssız kalmış evleri
kanguru kesesi örümcek ağı
örnek olmaz ona everest dağı
çözmedikten sonra gözünden bağı
işte onlar ıssız kalmış evleri
fani imiş iktidarın meyvesi
gelip geçer imiş gülme hevesi
uyanırmış kesilince memesi
işte onlar ıssız kalmış evleri
işini erteler bahane bulur
borcunu öteler şahane bulur
sorunlar içinde sıtkı kaybolur
işte onlar ıssız kalmış evleri

birlikte ayrılmak

17
nice dikmeleri fidan olmadan
ince kadehleri bade dolmadan
durdukları yerde baki kalmadan
işte onlar ıssız kalmış evleri
sahilde gezinen üçbeş bahtiyar
camiye sığınmış birkaç ihtiyar
kulağın duymazsa seni kim duyar
işte onlar ıssız kalmış evleri
evlerine güven için duvarlar
yalnızlığa şirin şenlik duyarlar
dünyayı yeseler ancak doyarlar
işte onlar ıssız kalmış evleri
nerde nemrut firavun dikdatör hitler
mahçup mahzun arkasında şahitler
gizli saklı ölüm kusan ahitler
işte onlar ıssız kalmış evleri
tekstile sarılı kara softalar
birbirine paralel geçen haftalar
kendinden gayrıya kötü yaftalar
işte onlar ıssız kalmış evleri

mustafa özer

18

ÖRÜMCEK
örümcek onuru ağında pusu
dağları ağırlar gönlümün yası
musayı lanetler mısır mumyası
eğriyi sorarsan doğru gücenir

birlikte ayrılmak

19

FATİHE SELAM
umman için erdemi
sorarlarsa arifane
“için kaç umman alır” diye
nefis bu nankörce kahırlanır
hakkına çalışmak varken
tembelce neşeler için
homurdanır
diyelim ki çürük özgürlük çekti için
hamileymişcesine
…miş gibi yapıp
kandıramazsın nefsini
ellerinde aslan gözünde tilki
kelimelerin kurtla oynaşmasın
eline bir gül al fatih gibi
tarih gülümsesin hiç değilse
ve
her gülün ardınca
fatihin kokusu gelsin

mustafa özer

20

ŞEHİT MARŞI
“Şehitlere”
bölüğün mevcudu
kamilen şehit oldu
ağlar durur bu dere
çünkü o şahit oldu
dudağında derenin
kan değdi yüreğinden
pırıl pırıl şırıltılar
sarılmak gereğinden
şehidleri her zaman
bu vatan anacaktır
ana kadar yürekten
andıkça yanacaktır

birlikte ayrılmak

21

GÜZ PINARLARI
üzgünüm üzülen tesbih gibi
sözün dağıldı yeryüzüne
ki kelimeler soğuk hüzünlü
dolu dolu göz pınarları
gel de topla lugatına beni
gel de topla senden dağılanları
tevhit içinde yırtık yelkeni
sakin kalsın miskin güz pınarları

mustafa özer

22

SU GİBİ
.
ses etmedim sözün “durgundur” diye
yüzünü gördüm ki yüzün su gibi
cevrine çerağan“vurgun”dur diye
gözde gönül yakan gözün su gibi
güz gülüyle kara kalsak gam değil
kâm alıp ta dara kalsak gam değil
başımızla zora kalsak gam değil
hazanla gelecek güzün su gibi
umarım arzumu ayyıldız görür
anlar da güneşe düşerler dünür
matluba muttalip kısa bir ömür
bulsak ta gam değil yazın su gibi
onda mevud bende umut mu biter
bakışın başımda köz gibi tüter
ayrılığa gönlün diyorsa yeter
istersen dünyayı gezin su gibi
ürperince senle ürperir dağlar
yüreği nicedir içimde çağlar
bin güle yetse de bir güle ağlar
gözünden akacak hüzün su gibi

birlikte ayrılmak

23
yakma beni yüreğime su serpip
yıkma beni dertlerimi depretip
hele ilaç diye (ben)i inletip
dudakla içme serin su gibi
dolanı dolanı ne bulacaksın
yokuşta şırıltı düzde apaksın
kayalara yiğit kumda kapaksın
dolmadan içime derin su gibi
ey pınar aynanda oyala beni
aynında yanında oya’la beni
iğne deliğinden o yola beni
geçir de akayım hazin su gibi

mustafa özer

24

KAVGA 1
yıldırımdı gerçeği aydınlatan
yıldırımdı suskunluğa şeref katan
ölü bir göz gibi onursuzluktan sıyrılıp
yıldırımla sırrını anlatan
ben
kavganın dehşetengiz temizliğine inandım
kavga için geceler boyu yandım
güç temerküzü yüreğim cesur
alnım açık başım dik kaslarım çevik
sevdalı gibi geldim kapına dayandım
ve şimdi inandığımı anladım
yandım naralar içinde yandım imanım

birlikte ayrılmak

25

KAVGA 2
kafkasya’da kan beyaz akar
akasyalar açmışcasına
moskof musallatı yakar saçına kına
koca şamilin
gel güzel azra gel uçma burdan
uzun burunlu güzel gözlü gürcüler
lepiska saçlı lezgiler büyüsün
güneş çıkmadan bir hınçal gibi
avuldan avula bir davul çalsın
adigesi abhazı çeçeni çalsın
elburzun koyaklarına
incecikten kaşları
çiğdem tutar gibi sarı
dağdan dağa sürer yankısı
akordiyondan akan
yiğitlik narası

mustafa özer

26

KAVGA 3
zalimin cümle bildikleri konuk oldu hitlere
ve son verdi binlerce yıllık ahitlere
bitini vermez bir müstebit isteseydi varisi
sanma ki zalimin zulmü yoktur bitlere
mazlum kalır bit bile müstebitin elinde
hal diliyle söylerler sorsalardı itlere
haset onun ilmidir kini kendinden yakin
imam olur ezan okur cümle parazitlere
hasete hasret kalır bir partiye kul olsa
düşmanlıkta taş çıkartır çağdaşı yezitlere
boyun eğdirirler insanı nice mitlere
susta durdururlar başı boş gel-gitlere

birlikte ayrılmak

27

KARDANADAM
Yağıyor mu uçuyor mu düşüyor
bir garip yolda görüp gülüşüyor
bilinmez bitkinliğin esbabı
sokakta çocuklar ve kardanadam üşüyor

mustafa özer

28

AŞK
masmavi göğün gözüme düştü
göğsüm kızıla yazdı
yine o meşum özgünlüğün üşüştü
gözlerim kısıla yazdı
görmemek için gergefteki gerilimi

birlikte ayrılmak

29

KARAKTER
mevsimler gibi sen de gelir geçersin
bir hışımla uçuşan yapraklar gibi
ya da muhteşem masum zambaklar gibi
mevsimleri sevsen de gelir geçersin

mustafa özer

30

DEVLETHANE
devlet bizim evimiz
yaşasın devletimiz
sakin adım ilerler
ilerler devleşiriz
devlet bizim hızımız
hızı alın yazımız
tarih temsil veriyor
odur bizim hazzımız

birlikte ayrılmak

31

POT-BORİ
azar azar ömrü nale mezar eyledik
savaş narasında günü pazar eyledik
bombaların altında nazı nazar eyledik
azar azar ömrü lale hezar eyledik
gel ey kaşı kara bahtı güzel yar
gel ey başı bağlı tahtı güzel yar
dinle beni aşkın seni yaktı güzel yar
gel ey gözü kara vakti güzel yar
gözümde gözün var sineme bastır
gel yaslan gönlümüz sana hastır
nazar eyle mezarım olsun gözün
damlayan elmasları arzuma astır

mustafa özer

32
KERBELANIN İNTİKAMI
nasıl kıydın a zalim
Hüseyin’e gül gibi
yinelemek aşkımı
aşık-ı bülbül gibi
elbet ömür bitecek
keşke herkes benzese
çizmeyecek ona denk
hiçbir pergel hendese
şehitlerin şahı o
gökyüzünün mahı o
Mustafa’nın ahı o
kim vardı o belada
çirkef çamur bulaşmaz
kılıç kalkan ulaşmaz
hikmetini kul aşmaz
cehlimiz kerbelada

birlikte ayrılmak

33
ATEŞİN GÖZÜ DÜŞER
tarihten ibra himmetin de olsa
küllenen mağribe ateşin gözü düşer
haline hayat verir gölgesi heykel
cahimden düşüne ateşin özü düşer
ey sesi yaratan Sem’îsin ki kulağın bizde
şakirin şiirine ateşin sözü düşer
yüreğin nefsine yüz sürüp kabara dursun
güzelliğin ikramına ateşin yüzü düşer
bulutlar nikab olsa gökyüzü gece
gündüzüne yarasa ateşin düzü düşer
yalnızlığıma koyma karayelleri kara yerde hem
hasreti bahara ateşin güzü düşer
ey gökyüzünün neşesi güneş seninle doğar aleme
aydınlat ki gaflete ateşin gündüzü düşer

mustafa özer

34
ÖMÜR Kİ ÇÖRTEN
nesneler ağır
bulaşık
ruhu çürüten
can tatlı
aziz
hafiften
içim pırıltılı
mutlu
nasipten
ömür ki nesnel
can taşır
akibet çörten
ey cennet söyle bana
akla komşu musun
yoksa düşman mı
hepten
ey ruh u mutalsam
yer ayna gök ayna
ufuklar ayna

birlikte ayrılmak

35

ZAMANDA
kendine hakim olmayanın
sözü kaybolur zamanda
kendine sahip olmayanın
özü kaybolur zamanda
kendine muhib olmayanın
yüzü kaybolur zamanda
kendine muhit olmayanın
hüznü kaybolur zamanda
kim ki kaybeder hüsnünü
sözü özü yüzü olmaz zamanda

mustafa özer

36

KARASU
gözyaşım kuruttu karasu gibi
kutsal revnakında mukaddes gülü
rüzgarda yaprağın kurusu gibi
sonbahar busesi bülbülün dili

birlikte ayrılmak

37

GÜNEŞ
(Ş.Erdem’e)
süremem yüzümü aşikar sıcak
bakamam gözüne pırlanta bıçak
uzay desen olmuş yıldızlar ocak
ruhumun neşesi tohumun sırrı
kiminin hurşid’i kimine şemsî
kiminde soley’dir sun’unca resmi
en güzel zamanı solunca kısmi
ruhumun neşesi tohumun sırrı
sabah mahmur iken dayanır cama
akşam utanarak gider idama
mevsimleri taşır durur daima
ruhumun neşesi tohumun sırrı

mustafa özer

38

KUM GİBİ
bir bütünken
paramparça kainat
daha da parçalanmakta
annesi çocuğuna
taşlar soğuğa paramparça
aşık olmak işte bu
parça parça cam gibi kırık yüreği
kayaları un ufak eden korkunun
paramparça cam göbeği
Azrail elinde piyaz fasulyeleri gibi buğulu
kumlar kumları
insan insanı
parçalar durur
durur durmaz sükun
parçalar kudurur
içinde bütünün
bunları da götürün
mezbaha zevkiyle

birlikte ayrılmak

39

ELBURZ
amazonlar gezerdi yüreğinde
deniz kızını sürerdi dört nala
açılırdı tanrısal lütfün dileğinde
bir esir lezgi kızının ağıtıyla
planlı pislik bir çar geçirir
tarihin başına plastikten
asırlardır zehir içirir
başına külah koyar pislikten

mustafa özer

40

KAR
ardında aydınlık var
güneşe bir pusu kurmuş hava
dönüp duruyor
kah bir turna adımları
kah bir miskete silkinen omuz
kah bir çiçekdağıdır
ağır ağır
diz koyar
kah bir aşufte bakıştır
yürekten oyar
kendine doyar
o
bir un gibi elenirken
gök yüzünde dağılmış
şeker leblebisidir
Yarab söylediğin gibisidir
o kuş
sen konuşuyorsun sanki
uzay diriliyor
bir turnadır doğa musıki dolu
bir insandır o
o mazlum Anadolu
kar yağıyor çeşit çeşit irilikte
lapa lapa düşerken
koca leylekle
gelen
masum kar sesidir bu
vekar görüntüsüdür bu
aydınlık tipisidir bu
bu yansıma sendendir Allah’ım
ak mı ak

birlikte ayrılmak

41
berrak bir kır kısrak dönüşüdür bu
kıskıvrak doğanın dövüşüdür bu
ve dirilirken dimdik soğuklar sultanı
gevrek ve gevşek bir volkanın sönüşüdür bu

mustafa özer

42

KISADAN HİSSE
yağan da uçan da kaçan da sonunda düşermiş
gurbetin galibi gibi yenik düşermiş buseye
ve gülüşünde şişen bir kurt misyonunda düşermiş
diplomatik pişkinlikle kıssadan hisseye

birlikte ayrılmak

43

YOLCULUK
altımda muşamba koltuk
koltuğun durduğu demirden oda
sanki bugün moda
herkes sallanıyor
camdan dışarısı geriye çekiliyor
saçmalık var bu işte
trene binmişiz de
film çekiyoruz

mustafa özer

44
KUMARBAZIN ELİ
gözüm düştü aşkına hem cesaretine
yine düşeş atıyorsun
geleceğin esaretine
at bakalım kendini baştan atarak
veya fırlatarak tepe taklak
gecenin ticaretine

birlikte ayrılmak

45

GONCA-İ ŞER
şeytan-ı laine ihale eyleseydin
gonca-ı şer böyle mebzul olmazdı
gerçi dibine siyerken görmüşler birkaç iti
gonca-ı şer denen eski paraziti
çağa uygun çıkara paralel
vermeğe kapalı almaya açık el
kendine namuslu ele müptezel
gonca-ı şer denen bela illeti

mustafa özer

46
ÇOK SÖZ IŞIĞA ZARAR
yüreğim öylesine hafif
öylesine hafif ki yüreğim
sen deki “yüreğin yokmuş”
ben anlatayım “dünya kadar olduğunu”
ne bileyim arifliğin sırrını sınırını
anla ki her şey boşmuş
ya da bir varmış bir yokmuş
çok söylemesi çok günahmış
işte her şeyi söyledim
yüreğim öylesine hafif
sinemde yok gibi
görmek istemiyorum çapakları
gözüm her şeye tok gibi
öylesine yüreğim işte
yüreğim ha var ha yok kuş gibi
her şeyi konuşmuş gibi
sözüm ona gözüm düşmüş gibi

birlikte ayrılmak

47
ARZ TALEP YASASI
ey genç
taleplerin al al eyler yüzünü
elin gitmez almaya
bir gün muhtaç olursan elmaya
yüzündeki diş izlerini arz edersin
mevlaya
ihtiyacın temini gücünden ise
yasalar dizilir önüne
ayıptı günahtı yasaktı ceza
dinine söven bari laik olmasa
taleplerin tepkiye döner
gelen keser giden biçer
durur döver
kaçar söver
bunca tedbirin
hangi aczi koruduğunu
ağaçların nasıl kuruduğunu
ipek böceğinin neden durduğunu
ve göklerin iç içe duruluğunu
ve bir tebessümle nelerin olduğunu
ve olanların savrulduğunu
insanlığın kuruluğunu
savunmanın savunulduğunu

mustafa özer

48

görmüyorsun da
öngörüyorsun gencim
oysa yaşlanınca sineyi sarar keder
der fatihayı sonuna kadar
gelen giden olmak için meğer
bir fatiha bekler
olmasa da bahtiyar herkes bir gün ihtiyar olur
ey genç hayal çobanı olmak istemiyorsan
kavalından kov ağıtları
kederi kov heder etme yüreğini

birlikte ayrılmak

49

KULLUK BORCU
kul oldu kulağım küpe süsünde
“GELME” desen tek bir kere
bin yıl bir yıldız gibi göğsünde
beklerim alemin her “GEL” sesinde

mustafa özer

50

NİÇİNSİZ BİÇİM
sözde öz yok dil de avaz niçin olsun
nazda haz yoksa haz da az niçin olsun
gönül havzunda yüzerken alev alev
itiraz yoksa yar biraz niçin olsun

birlikte ayrılmak

51
KASIM SERENAT
bre kasımın haşin soluğu
soğuk soğuk esersin hele
sokakta kalmış bu oruçluyu
selam niyetiyle kesersin hele
sana bir borcum yok bilirim
yunusun da yoktu adiloşun da
hatırladım üşümek kendi kibrim
susmaksa gönül kuşumda
bırak yakamla oynamayı
hatta seni yüreğim eritir
zira sevdalar var dilimde
bilsen ne ölümler diriltir

mustafa özer

52
TERÖRE DİRENİŞİN ALEGORİSİ
ey kasım rüzgarı
ruh bergüzarımı tıkama sakın
ve boğazımı bir taar gibi
yakın çekimde sıkma sakın
ses tellerim hıçkırık dolu
terörden çözülür bağları
nereden baksan göz göz olmuş
yüzünde gözükür ağıtları
yine de gurbetimi yıkma sakın
sabrım beni taşıyacak
bir yıldız falında olsa bile
benden bir göz alıp bir gül diye
bütün yüzlere gül aşılayacak

birlikte ayrılmak

53

ŞAİR
kimine denk düşer
yorgunluğu şiir sanır
kimisi hepten aldanır
deneyine mihenk düşer
kimisi tecrübe kurbanı
kimisi cehalete yenik
kiminin dünyası çok delik
kimi kargaşanın çobanı
kimisi bilgiden buruk
kimisi kitaplarla hurdahaş
kimisinin düzeni bozuk
kimine zevk olmuyor haşhaş

mustafa özer

54

ELİF BENDİ
ben isterse mümkünat teklif gelir
talibanı hakkın yönü elbet elif gelir
sen dinleme halkiyatın hakkını
zira ol haktır ki arkası telif gelir
emr-i hakk ademe lif lif gelir
her demde aleme bin elif gelir
her elifin içinde yüzbin teklif gelir
lif lif gelir elif gelir teklif-i hafif gelir

birlikte ayrılmak

55
POYRAZIN ÖLÜMÜ
sevgilimin saçlarını bırak yolmayı
bir nebzecik anı toplamak için
bir soluklan karşı yamaçlarda duldayı
kaybolan imkanı toplamak için
benim hasretim / senin ömrün boğazda geçer
benim derdim senin ecelin
bu yaz da geçer
bekler dururuz bin bir ümitle zevk için
elbet ömür gibi bu haz da geçer
ya deli poyraz sokulursan yanıma
yanına bırakmam ettiklerini
yüklerim bir bir kanatlarıma
bana armağan ettiklerini

mustafa özer

56

GÖZÜM SEYRET TE GÖR KENDİNİ
ne telaş vardı küresinde
ne savaş
irisinde dolaşan sevinçti
hem de dipdiri
her biri melek gibi inen
yaş
yavaş yavaş
mahmur ve sarmaş dolaş
biraz ümitle dolu
benden yana
biraz hasret kokulu
yavuklunu senden bana
ve ikimizi temsilen
tertiplenen bu ağıt
inan bir kağıt kadar
apak
dünyaya benzemez yuvarlaklıkta
ve cemre düşmüş
tekir yaylası gibi
ılıklıkta
biraz da saçların suçlarına
kefil olup ta
rüzgara borç eder gibi
dağınıklıkta

birlikte ayrılmak

57

yavaş yavaş
mahmur ve sarmaş dolaş
yanaklarıma süzülen
ve bozuk burgaç gibi
damlayan
burnumuzun dümeninde
sızlayan direği
aklımın sana dair emeğidir
önemli olan
benim değil
senin değil
onların değil
zamanın dediğidir
unutma ki bu gözde
yaş gider yaş gelir
oysa göz kapaklarım
zaman bekçisidir

mustafa özer

58
ANNE MÜSTEZATI
I
haz içinde boğazda dinlenen yaz
kulağıma ninniler fısıldıyordu
koyda kuğular gibi anne nezaketini
kuruyan dilim kıskanıyordu
haz içinde boğazda eğlenen yaz
sarmaş dolaş ebabil kuşlarının
bumerang dönüşlerinde köpüren
ifadesi ruhuma dokunuşlarının
haz içinde boğazda demlenen yaz
annemin irtihaline mehazdı sanki
bir yanda hanımeli kokuları az biraz
öte yanda lacivert akan gökyüzü
hiçbir güzel şey ve hatta güzellik
sonsuz değil biliyorum
net olan nesneler değil hatta gündelik
geçen zaman benim ömrüm gibi
annemdi güzelliğin güneşi
ayı aydın kılan gözleriydi
yelkeni boş sefineye
kutup yıldızıydı gözleri

birlikte ayrılmak

59
ellerin hatırımda ellerin cevizil
ellerinde ben ellerinde çil
sen bana bencil ben sana
hatıralarım taptaze fitil fitil

mustafa özer

60

II
üşüyor gibi duran o burun sende güzel
açınca var susunca duvar olan dudaklar
zeytinyağında yüzer gibi gözlerin zeytuni
boyuna yetişmek için zıpladığım demler
andıkça yanan içim yaşaran gözüm
ne sana söyleyebildi sırrını ne de sözüm
dudağımı geçebildi mutluluk nağmeleri
ah andıkça yanan yüreğim
çünkü senin ruhunu aklımda tutuyor
aklını kalbimde saklıyorum anne
gözyaşımda nemlenen kelimeleri gözümde kurutuyor
sana herkesi yasaklıyorum anne

birlikte ayrılmak

61

III
amcamlarla duru akmazdı suyun
bilirim babamın hicranı oydu
ve senin sevdanda büyüyen bedenlerimiz
evin odu elin umuduydu
sık gelirdi dayım sonra dedem
nereden nereye geldik elalemden
nelerden geçtik iğne deliğinden geçen develerle
koca gediklere sığmayan dedemle
seninle sürüyor o bitmez süreç
sen yine de gül de geç
canlar göçer mezar denen aleme
ruhları bakidir ikameti sulbünde
ey güzelin rahmeti sevgilerin rahmanı
senden gelen her canlı duyarak hicranını
kucaklayıp selamı kelamına dönermiş
çiçeklerin ardına saklanarak
bir özel koku beni neşelendirir
burun değil annem beni şenlendirir
o gelirken merhametinde
en güzel kokuları getirir

mustafa özer

62

IV
hep ben dedim durdum bahsi döndürüp
seni anmaktı maksat bahri döndürüp
gele gör ne senden ne benden açıldı söz
onun bahsi geldi yine dehri döndürüp
seni sevdim öğretmenim sevmeyi sen öğrettin
sende olanı sundun bende olanı öğrettin
sen verdin ben aldım içim bunalmadı
herkes yalnız kalsa da yalnızın tek kalmadı
konuk olduğun odada kurduğun devlet
çocuk varsa yokluk yok diyen zarafet
dile gelen ele gelir bir gün elbet
söylenen sır sürüyor şimdi

birlikte ayrılmak

63
GÜL VE ÇAKILTAŞI
çakıltaşının macerasını karıncaya sorsana
kapıları gözaltına alan yüreğin hicranını
şehit yetimlerinden dinlesene
pencerelere yansıyan yağmur damlalarını
gözyaşıyla yıkanarak bencilleşen deryasını
cephelerden şarapnel gibi toplasana
gel de bilme gül de görme diyorlar
aklımı sıkıştırıp bir fötr şapkada
Gelibolunun çakıl taşlarında
ruhunu toplasana
şehidin yarasını ayışığı sarar
kanını bayrak sorar
komutanların telaşlarında
şehitler gül gibi kokar
gazete örtülen cephe haberleri
kötü kokar
ben buhur-u Meryem misali dalarım şafaklara
sen serhatında eğerlersin atını
nalbantın hangi kör kurşundur kim bilir
kör kurşunun resmini çeken hangi gazetedir kim bilir

mustafa özer

64
ben bedelini Musa’dan tahsil edenler gibi
ya da topal İngiliz gibi
troya köpeklerine bedel değilim
ve yine ben royalitenin aritmetiğinde boğulmadım
şehadet zor değil
zor olan nedamettir
Ebu Zer şaşkın ben de
gökte saray ne gezer
saray dediğin şehidin kefen bezinde
dimnit üzümleri kara kara dizili
gölgesine bal damlar
Gelibolu bala talip
Musevinin şehveti gibi çil çil
ışıldar damağında tat
yüreği şettat şerefi
kadehi cengiz kristali
kalk emrine kalkar yat emrine yatar
emir komuta zincirleri şıngırdadıkça çingene ziline
oynayan ayılar misali inat da bir murat

birlikte ayrılmak

65
bugün efkarlıyım ay çıkmasın
açmasın gül Geliboluda şıkırdamasın çakıl taşları
akla ziyan Trakya kızları
göz süzmesin
bugün efkarlıyım

mustafa özer

66

TAVAF
al yüzünde turna gördüm
selam yüküydü telleri
belli ki ciheti canandan
gelir-gider korkularım
içim çiçeklenir candan
selam devşirirler
şiir olup dervişler
okunur camdan şeffaf
turnadan hafif
tavafdan dönen rüzgar gibi
sevincine karşılama ister
sıcak soluğuna sarar isteğimi
ısıtır duamızın encamını
tövbe kırıklarını
içimizi incitmeden
bir damla göz yaşında
kıvançla sorar
sorgular
neredesin

birlikte ayrılmak

67

NOKTALAMA
I
ilgi sökük,bilgi dökük yaşam aptal elinde
görgü çökük iman bölük pörçük aptal elinde
II
bir tapuyla komşuluğu unuttu
her komşuyla mahkemesi umuttu
III
yasa koymaklığın zeminde oynaklığındır
toplumu oynak sayman beninde bunaklığındır

mustafa özer

68

DİZGİ
bütün kafirler aynı yazılır
kafir
afir
fir
ir
r
de
desen
veya demesen
her yerde
her zaman
her insan
kafiri aynı yazar
hatta aynadan yansır gibi
her kafir kötü bir mukallittir
taklit ettiğinden aşağı
tabiatın aşığı gibi olsa da
ya da kendinin uşağı gibi
ışığı olmayan köstebek gözlerinde kalsa da
bohemini patlatıp duran
o ne kötü mukallittir
bir maymunun ardında
gözü arkada yan yan kaçamak üzre

birlikte ayrılmak

69
lord hiç kafir görmemiş olmalı
viski devirip duran
hilebaz bir skoç gibi
her gözün anlayacağı kadar
değişmeyen türün kafir olduğunu
görürdü değişimin ne kadar zor olduğunu

mustafa özer

70

ORAN
hırsından file binen
karıncaya yem olur

birlikte ayrılmak

71
KEMALDEN DÖKÜLENLER
kemal i afiyettedir hem kemalat içinde kullar
bize de bu rakının nallarını toplamak düştü
dönersem kahpeyim diyordu kemal sıfat ı celalden
hiçbir cüret cezp etmezdi onun korkularını
külhanbeyleri kahpeler deyyuslar pezevenkler
meslek aşkıyla paylaştı makamları
müftüye mana toplamak düştü

mustafa özer

72

ÇİNGENE
sen bir garip çingenesin
nene gerek gümüş zurna
gökyüzünün rozası
katar katar geçen turna
türlü şekil bulutları
teğet geçmek konmak burna
ister gönül gönül kadar
apak olup salsa karna
aldım sözü gelip ona
çal çingenem burma burma
hicazından rastına
dura dura gümüş zurna
anladım ki gül Çingene
sana gerek gümüş zurna
çalasın ki hamuşuna
maya tutan hatırına

birlikte ayrılmak

73

FARKINDALIK
ne hacet güle iftiraya ihtiras için
karanfil kadrini bil aleme gafil olma
ne hacimlerdedir ne ağırlıkta bilgelik
kefaletin sanadır sözüne sen sefil olma

mustafa özer

74

YILAN YEMİ
hırs u hevesten hased ü fitneden
kurtulmak dilersen Meryeme bak
iftiradan çokça yiyenler için
mar ı mezarda dönüştüğü yeme bak

birlikte ayrılmak

75

UZAKTA KAL
hanımeli olsan bahçemde
bahçem tarumar olur
geçme gönül diyarımdan
dilim intizar olur
annem gibi talep etsen dileğimi
istem ahuzar olur
uzakta kal sevgili hem de çok uzakta
girdiğin yer mezar olur

mustafa özer

76

TERS GİDEN
ayakların bu yöne
başın tersine gider
ağlarsın güldüğüne
yaşın tersine gider
hep başına buyruksun
burnun dikine gider
aklından yıldız göçer
sen ordaki kuyruksun

birlikte ayrılmak

77
ANKARANIN TOZUNA BAK
kunduran Ulusa basar
topuğunda Taksim tozu
kalbine sor var mı hasar
nankör almaz dilden tuzu
anafartalar her yerde
çarşılaşmış caddelerde
dilencilik dedikse de
saçma denen raddelerde
bakanlıklar bir bilmece
denenecek bakan beye
gönenir mi kimse bilmez
güvenliği bir gülmece
at voltanı geze toza
Kızılayda kıza kıza
erdem bunun neresinde
alo’ları kızdan kıza

mustafa özer

78
Çankayadır soğuk tepe
cumhuriyet sere serpe
sanki bölge metruk şehir
göçten kalan Kocatepe
anıtkabir istiklalin
sembolüdür istikbalin
çalışmadan olur mu hiç
dere tepe tek hilalin

birlikte ayrılmak

79

mustafa özer

80

II.EL FALI

birlikte ayrılmak

81

mustafa özer

82
ELİNDEN KASİDESİ
(Fuzuli’ye Nazire )
I.
yarın yarın dedin bugünü yedin
nefsinin çektiği yarin elinden
yar sana kalmadı var’ın kurudu
zengine kalmayan kârın elinden
nerede yaş tahta bahtına düşer
kuru döşek kara şarın elinden
asfaltın altını şose yapsalar
patikaya döner marın elinden
hey azra insaf et canını al da
yoksa çok çekecek zarın elinden
ovalar engindir denizler zengin
cehennem cengidir narın elinden
yarına atılan oklar varmazmış
dünkü duvar başka yarın elinden

birlikte ayrılmak

83
kendisini nazım bilir nizama
bozuk düzen sürer darın elinden
dünya hali sonsuz kalacak sanma
rıza dozu kalanların elinden
kemanda konçerto canlı mı canlı
can verenler canlıların elinden
gör ki ne haldeyiz halimiz yaman
aman versen ilhamların elinden
dilimden elimden yalvarıyorum
koru beni ithamların elinden

mustafa özer

84

özel bölüm I
yaşama sevinci bulan kalbi kırık kızların
sevda kanatlarını aç intiharın elinden
töreye küfreden şeytan vekili
cana tükürürmü intiharın elinden
evlat sevgisini acısından içine gömen
ana baba gönenirmi intiharın elinden
haber aşkı kini kimden ayırır
jurnalin kezzabı intiharın elinden
devlet ola adil ola tanık olup olaylara
gelirinden giderine sanık intiharın elinden
etme bulma dünyasıdır kurtlar sofrasında
dengesize imgelem intiharın elinden

birlikte ayrılmak

85

özel bölüm II
bir çok kardeş tuş oldu intiharın evinde
sanma sari değil intizarın elinden
iftira haset fitne ve yalan yok eder insanı
dilini ateşte yıka intizarın elinden
hele hele yalan biranda sarar gerçeği
sarartır sonbahar yaprağı gibi intizarın elinden
yalanı kov şeytana müşteki olma
gerçeğini kirleten intizarın elinden
kötüyü göm en zifiri karanlığa
gözde nuru koru intizarın elinden

mustafa özer

86

özel bölüm III
güçlü kalıp geç olmadan ömür
gencini almalı iftiharın elinden
sağlıktır her işin başı
şifaya dem bulmak iftiharın elinden
mutluluk yağmuru keyfe keder olunca
göz yaşını kurutma iftiharın elinden
insan dediğin kutsala köşe
kuşkuya taşınma iftiharın elinden
mümin vasfına sabır yaraşır
kendinden bile korkmak iftiharın elinden
para pul kulluğa sığmaz
kulağa küpedir söz iftiharın elinden
nimetten yararlanmak ilahi lütuf
israfı nimetten ayır iftiharın elinden
kişiye özge bilgelik hem de arifane
düşmanı dost eden iftiharın elinden
nadan olan şadan eder şeytanı
şıngır mıngır iftiharın elinden
yüzün gülsün de dostların sevinsin
sevginin intikali iftiharın elinden
içindeki çocuğa karne ver zaman zaman

birlikte ayrılmak

87
unutma ki muhtac o iftiharın elinden
bayram gibi döne döne ayları
öp annenin elini iftiharın elinden
bir çok diyarı gezdim ihtiyarım kalmadı
ihtiyacı giderdim iftiharın elinden
anam babam hürmeti kardeş yakın izzeti
buldum şükran lezzeti iftiharın elinden
iki göz bir'i görür iki kulak bir sestir
iki dudak bir nefes iftiharın elinden
ey necip millet çalış kazan gül yedir
bir vatan ele geçir iftiharın elinden
vatanında mesut ol barışı imsak eyle
tembelliği terk eyle iftiharın elinden
yaşa varol huzurun daim olsun
yuvana neşe dolsun iftiharın elinden

mustafa özer

88

özel bölümün sonu
gece kutup olmuş geçmiyor demler
demi kaldır zamanların elinden
taatin kazası özre müstenit
sensiz kaza olmazların elinden
klorofil yeşilse ağaç ayrıntı
filli sofra nerde karun elinden
kurtlara şenlik var kuraklık oldu
bankalar iflasta kurun elinden
iktisat bilimse en komiğinden
rüzgar satın alır sur'un elinden
güvercine darı hayırseverden
serçeye güvenlik kar'ın elinden
reva mı vicdana çelişkilerden
gözyaşı kurusa zarın elinden
bugün neşeliyim keder kahrolsun
hüznüm karga şekeri kahrın elinden

birlikte ayrılmak

89
materyalist torba misali dolar
iner çıkar duba dehrin elinden
şehreminler şaşkın göçün yükünden
göçmenler apışmış şehrin elinden
kanalizasyondan deniz müşteki
atıklar taşıyan nehrin elinden
kimseyi şikayet etmem kendime
ayyaşın zurnası barın elinden
kardeşi kardeşe düşüren devran
esrara dolaşmış tavrın elinden
devlet adam olsa devlet adamı
ihsanı korurlar hayrın elinden
bu demde sözümüz buraya kadar
fasl-ı diğeri ahyarın elinden

mustafa özer

90
hamd u sena şükrü dua intiha
sonsuz şükür itibarın elinden
yürü yiğit yürü dağlar eğile
rüzgar dile gelse bağrın elinden
koç köroğlu gibi kavga kurmalı
kırmalı düşmanı kahrın elinden
kadı burhanettin tül gibi gökte
rahmet arar zülfikarın elinden
bayrama bahane nefinin başı
adı kaldı kalemkarın elinden

birlikte ayrılmak

91

II.
al-i muhammed’dir hayatın sırrı
sırrını saçanın dindar elinden
kabuklu ceviz verse de yenmez
yılanlar sakınır zinhar elinden
kur’anı kabule girer mi dağlar
nasıl geldin çağa dağlar elinden
sokranır durursun bilge nefsine
rahmeti hürmettir sağlar elinden
düşüyle kavgalı döşüyle cengi
dengine acizi yağlar elinden
reise sorsalar uçacak olsan
patlar mı tekerin bulvar elinden
nolaydı avrupa türkün diyarı
kafir inadından küffar elinden
değer mi değmez mi kadri bilinmez
romaya dikilen mumlar elinden

mustafa özer

92
yeniçeri söyler savaş halini
terakki gelirse uyvar elinden
zamane sakatı zaman iskatı
makine kaskatı uygar elinden
koful büyük hücre küçük zaman dar
kaçmış o zamanlar zünnar elinden
padişah var padişaha benzemez
hepsi göçüp gider hünkar elinden
o yar civa gibi ağyar elinden
düşerse düşmesin o yar elinden
cem olup susalım mihraba karşı
ses verelim sese cabbar elinden
donatsın ruhunu alem çelengi
cenneti tadasın sagar elinden
cenneti seversen özgür sevapla
cehennem cevapla yanar elinden

birlikte ayrılmak

93
gönülden geleni tutarsa elin
dile gelecekler susar elinden
çabuta güvenip aleme çıkan
yüzünü kirletir astar elinden
votkayla sulanan papatyaları
moskofa çeviren pazar elinden
kaçgunlar elbette yurduna döner
havyarı tükenen hazar elinden
düşün düşman her gün pişman olmadan
al kılıcı dürrüşahvar elinden
sat alı satma kırı ille doru
ille doru doğru kulvar elinden
dorunun rengidir geninden gelen
gemini tutanlar suvar elinden
örümcek öğretir örgü örmeyi
istersen ilmine sunar elinden

mustafa özer

94
doğanın göğsünde örnek mebzuldür
vermeyi bilmeyen kısar elinden
kaside bitince şaire layık
kaleme dene ki yalvar elinden
bir hal var ki bugün keyfiyetimde
kemiyeti ihtimal doğar elinden
nice deve geçmez tünel yolundan
bilenin gönlüne sığar elinden
bir nice nekesin yankısı gelse
masum sabi meme sağar elinden
bir bebek beslemek anne üzerse
tavşanlar ne yapar zağar elinden
yeni bir bölüme açılmak üzre
açalım ganimet ağar elinden
elim elim dedim elin elinden
merhamet şükrüdür yağar elinden

birlikte ayrılmak

95

III.
müzekker okunur çoğunda zamir
efemin emirler şalvar elinden
günahın koynunda zulmün içinde
dol karabakır dol avşar elinden
zaman bilgidir ki öğrenmen gerek
devran geçer vakit kaçar elinden
ceylan olma sakın avcılar tanır
arzuyla tıkanma uçar elinden
istek şendir nefse şerbet müstehcen
tekrarın tekrarı tekrar elinden
sevmek bir iptila ilacı işba
nabit olsa çiçek açar elinden
sarraf sanırsın kaba softayı
alabilirsen al inkar elinden
trafikte baş verir hem de her nezir
nasibi el verir ihbar elinden
biçersen göceği yaza komadan
körelen mevsimler bakar elinden
meğer ki elinde duruyor kalem
derde derman olsun kurtar elinden
kimi ölçüm diyor kimisi reyting
maçı var kiminin kaçar elinden

mustafa özer

96
cinsellik kiminin diline vurmuş
kimisi kudurmuş okşar elinden
kimisi önünden dertli biçare
ardına düşenler naçar elinden
terziye sipariş verdik kafayı
ütüledi kafa mastar elinden
cinayet işleme mumcu yaratıp
üstüne üstelik efkar elinden
üniversitenin onca kıymetli
hocalara kurşun sıkar elinden
dış düşman yaratan sen değil misin
düşmanlığa koma kurtar elinden

birlikte ayrılmak

97
düşerse kurtaran çağdaş devletin
vatandaş imdadı tutar elinden
işi fikir olan hoca haberci
işine fesat mı sokar elinden
elbette millete fitne sokanlar
köke nispet buket solar elinden
sanma ki katiller tacıdar olur
canını dilenir candar elinden
insanı ihya et insanı donat
ayna tutar sana mostar elinden
her şey geçer insan kalır yalnızca
geçmeyen demlerde settar elinden
bugün yine deli gönül efkarlı
efkarından tutmasalar elinden
başım öne düştü yıldızda gözüm
özüm sana düştü cabbar elinden

mustafa özer

98
kakları kurutup astık direğe
hevenklerin zevki anbar elinden
herkes sakız çiğner çingene başka
ağıza ses verir çıtlar elinden
çürük sakız gibi yapışıp kalan
mikrobun ölümü buhar elinden
hastalık gelmeden alsa randevu
güzünü yakalar bahar elinden
gevşek tutma kaçar elinden uçar
gör ki girmez ele tayyar elinden
şiiri fuzuli söyleme yazık
koç gibi başvurup haydar elinden
gözyaşın düşerken elmas olursa
sana taş atanlar yanar elinden
elimi açarak duaya durdum
avcumu dolduran yaşar elinden

birlikte ayrılmak

99

IV.
isteğim dileğim selam gülüme
deste deste tutar güller elinde
gönlümün içinde gönül iline
kafdağı göç eder yollar elinde
ilmimi unuttum şöyle biline
zümrütanka yanar küller elinde
eyvah gönül seyyah oldu kendine
şarkılar umunup diller elinde
mezmuru hurufi hurafe diye
marufum geliyor beller elinde
sonkapı diye umut kapını
çalsan açılır çınlar elinde
kürreler zerreler camide olsa
zevke göbek atar ziller elinde
telefon iletir herşeyi şimdi
enerji sonumut piller elinde
güller bölgesinin garibi olma
kimi ağlatırsın güller elinde
ağlayan şeydadır sisler içinde
gonca-yı rana bülbüller elinde
gerçi ben seninle bir şey istemem
senden gayrı görmem gözler elinde

mustafa özer

100
senceyi öğrendim türkçe unuttum
kuşdili istesen diller elinde
birikim tükendi varım dağıldı
avcunda toparla eller elinde
gözyaşı taşırıp afete verme
boğmasın garibi seller elinde
esma-yı hüsnaya nispet sendedir
rahim ol ruhuma ender elinde
arkada karanlık soğukluk korku
çıkarsan nuruna önler elinde
önünde aydınlık önderin olmuş
ardında güneşin enver elinde
allahın eli tüm eller üstü
anlamı kendinde derler elinde

birlikte ayrılmak

101
kulum ki borcumdan mesuliyetim var
borcun ödenirse akar elinde
borcu borca boğan tefeci derdi
neması süresi sıkar elinde
bankası borsası hele bakkalı
takıntı yaparak bıkar elinde
ne toprağa gübre ne ölüye sin
dört adamla yasin umar elinde
nice hanelere ecel gelince
vasiyet masiyet arar elinde
giden gider kalan sakin olmalı
vaziyet ederse zarar elinde
tekasür suresi destur veriyor
sonradan gidecek sorar elinde
övünmek içinse bunca meşekkat
bilim diye koca tomar elinde
ne doymaz muratmış nefs-i emmare
köpekten beteri çomar elinde

mustafa özer

102

özel bölüm
kin kimi demler var eyler ben'i
bencile bilenen iftiharın elinde
nefret ham armut gibi yutağa çöker
fert eyler beni iftiharın elinde
düşman kirpikleri ayrı kalsın korkudan
başıma bedel koyan iftiharın elinde
keyfiyyetime küfredene ilenirim
dostun cömertliği iftiharın elinde
buğzum var ahbese küffara yeter
sabrıma sığınan iftiharın elinde
kahrol düşman kahrol mezarın gözüm
leşini görünce iftiharın elinde
dilde nastır hakikat susmayacak
dilsiz şeytan gibi iftiharın elinde

birlikte ayrılmak

103

özel bölümün sonu
atımı bağladım iğde dalına
iğdeler açıyor duhter elinde
iğdenin elinden kurtar kendini
herkes ona tanık kokar elinde
iğde ye dediler derdine derman
rengine ressamı takar elinde
atıma bağladım iğde dalını
şaha kalkar kişner nazar elinde
iğde dallarına sarılan yılan
eşini çağırır sarar elinde
yollara parklara iğdeler dikin
iğdeler emindir hızar elinde
elinden gelirse bilgisayara
dilden mülhem niyaz özer elinde

mustafa özer

104

V.
yaralı muhibbin yarası derin
hicran acısıyla tutar elini
sırrımı verecek yüreğe sığar
dertlere aşina kutlar elini
ne sıla hasreti gurbeti sever
ne gurbet sılaya sunar elini
ufak tefek taşlar atılmak için
öfke baldan tatlı tadar elini
hele ki sılanın minicik taşı
kayaya dönüşür açar elini
ne yazık taşlama harman zamanı
taşları yutarak kapar elini
kıl çadır önünde bozkır uzanır
yörük kalbi metin çapar elini
çaparlar gelini mukaddes diye
çırparlar evine susar elini

birlikte ayrılmak

105
gevenle ardıçtır ateşe yakıt
dahası tezektir yakar elini
dağlar başı çetin panoramiktir
gele gör içinde sınar elini
koyun ayrı derttir kuzu meleşir
karayel eğleşir sıkar elini
şehirde dinlenen dağda cinler var
ifsat etmek için ovar elini
şeytan salavata dayanmaz imiş
belirsiz iblis var duyar elini
ne zaman nerede seni düşünsem
arıtıp azade kılar elini
deli gönül delireli akılda
tırnakları mızrap çalar elini
gel gönül seninle sohbet edelim
uzatır kolunu katar elini

mustafa özer

106
yürek mi dayanır arifan olsa
dil verir hamuşa duyar elini
beni memnun etti dostluğun tadı
murat olmasaydı burar elini
misali serçeyse sohbeti açan
gündemin seyrine uçar elini
muhabbet canana canı teslimdir
cömertlik şanında açar elini
akla yüklenirse onun olmayan
sonunda ser verir biçer elini
dilsiz olsam yine dilim söylenir
dilim dilim diler söyler elini
bende baktım felek dilek tutmuyor
içimi boşalttım aşar elini
aşar da aşınmaz sohbet hasreti
nerde olsa bulur basar elini
mevsimler gönenir çocuğum sanki
içim pırıl pırıl parlar elini

birlikte ayrılmak

107
pırlanta kıymeti oksijen etmez
bir nefes sağlığa sağlar elini
necabet icabet insana gerek
nerde hasta gelse sığar elini
insandan sıtkını sıyırsa şeytan
mazurdur tutacak zinhar elini
doğadan elini gözünü çekme
çekersen müstahsen hasar elini
hoşca bak zatına diyor şeyh galib
alemi merkezde tutar elini
kazadan kaçarak kadere varan
bayıra gelince uzar elini
uzasan çekinik olsan hep aynı
korkuların derin kazar elini
yaranın yakının gelir karşına
önce tekbir alır bağlar elini
helallik verirse ne mutlu sana
vermeyince dili dağlar elini

mustafa özer

108

V1.
geline bak gergin derdine bakma
kızılca kınalar yakar eline
damat gelin olmuş dumanlı başı
bu da geçer ya hu yazar eline
kaygılar ödemez oluşan borcu
boz bulanık duygu bozar eline
davete herkesi çağırmak olmaz
kimi nara çeker sızar eline
kimi küfeliktir kimisi obur
homurdanır durur kızar eline
kimi nanemolla yemek beğenmez
kimisi sintirdir yazar eline
aptal olur şapşal olur aç kalır
sunturlu vebali çizer eline
davet deyip geçme uygarlık orda
sınıf sınıf kucak açar eline
halk içinde bir nesne var itibar
devamı oldukça tekrar eline
itibardan yağmur yağsa istemez
itibardan yokluk yağar eline
gördüğünden geri kalmamak için
gölleri mayalar çalar eline

birlikte ayrılmak

109
aptal desen yazık olur aptala
müptela olunca nazar eline
yazık desen kim kızmaz ki kazığa
götürsen satılmaz pazar eline
yarısı feodal yarısı yarım
gelecek zamanda yarar eline
şimdiki zamanın elit kadrosu
dili radyo gözü radar eline
uzayda eylemler teknik sonuçtur
devamında yıldız kayar eline
yıldız kaymasından dilek tutarsan
yıldız kadar iblis tutar eline

mustafa özer

110

VII
çalış kazan gökte yıldıza kadar
ekmek kadar köfte mezar eline
sonsuzu kurcala maddeyi anla
mahluku incele tozar eline
hamdolsun esma-ül hüsna ayırır
kayırır kulunu boyar eline
açlık vermiş adem tokluk peşinde
varlığı nedamet yoklar eline
yalan dünya gerçek eksen bulmadan
yalandan dönecek çoklar eline
ilim malum ise tahsili nice
niye kaslar gergin oklar eline
eline beline diline sahip olursan
cumhur başkanısın esrar eline
sevgilim şiiri nasihat alma
koyarlar tabuta murdar eline
yaşayan ölüler utanmaz imiş
usanmazlar imiş şaşar eline
dahası varlığa acı vererek
tacidar olurmuş korkar eline
verdiği acılar varlık nedeni
bütün felsefesi zarar eline

birlikte ayrılmak

111
felsefe bilgisi benim gözlemim
olmayan kafalar ısrar eline
elimiz beynimiz paralel durur
kudursun it kafir ikrar eline
devran dev adım kafilelerle
ekran ekran rengi açar eline
ya rab hazan dönsün bahar içinde
avuç avuç hüzün bakar eline
alışkanlıklardan mahfuzet ya rabb
biricik ruhumu tekrar eline
meğer sürçü lisan isteği halmiş
isteyen utanmaz settar eline

mustafa özer

112

VIII
ne istem ne sitem elemsiz değil
emel içre elem tekrarı elin
sonsuz fonksiyonlar sonsuz aksiyon
frekansı nasda tekrarı elin
elinde üflenen elimdeki ruh
canandan dönen tekrarı elin
eşeğin başına güzel göz koyan
engerek gözüyle tekrarı elin
halkalar çizgiler benzer üçgenler
karede köşeler tekrarı elin
elinden tekrarı bıraksan olmaz
hepsi takdirdedir tekrarı elin
ısılışır narındır aşkın ateşi
ışılışır nurundur etvarı elin
hitam buldu şiir divan içinden
hiçbiri benzemez civarı elin

birlikte ayrılmak

113
kimseye yaranmak derdimiz yoktur
kirpiden yumşaktır gülzarı elin
hamdolsun dostları aşina kıldın
derdine aşina edvarı elin
kimseden şikayet işitmiyoruz
elimiz üstünde dururken elin

mustafa özer

114
NOKTALAMALAR
I
akla ziyan işler gazzede olur sanma
gazetelik işler gizlide kalır sanma
II
putunu saklamadan ibrahim’i çağırma
sırrı sende değilse kuyulara bağırma

birlikte ayrılmak

115

UZAKLAR
(Cabat’a)
uzaklar
uzaklar
çok uzaklar
elimin erimi
gözümün görümü
bulutların gittiği yer
tuzaklardan uzak
kaygusu duyulmayan
umut veren uzaklıklar
dilimin pembesi
neşemin cıvıltısı
elimin elvedası

mustafa özer

116

uzaklar
uzaklar
çok uzaklar
yaşama sevinci verir
şeker gibidir dilimde
aynalı
horozlu
elmalı
pamuk pamuk atılmış halde
ufuklara baktıkça yağar
yaşama güven sığar
ömrümdeki sıradağlar
sonsuza kadar
gönlüme çağlar
uzaklar
uzaklar
çok uzaklar

birlikte ayrılmak

117

FİLMATİK OLAN
dudağındaki ruj intihal karelerinden beter
parlatıyordu filmatik olanı
dramdan arıtıp çilesiz ve acısız
sonu gelmeyen soysuz kelimeleri
seni söyleten nedir kelimeleri nedime bilip
habire yüklüyorsun arzularını
tüketim aşkıyla
ömürden giden günler gibi
berhava
ilgelerin olaysız
duasız arzuların
dartıkış her yana acil sözlerin
bencil zamanına sıkışık bakışların
engel oluyor uçmasına kuşların

mustafa özer

118
plastik eğrilik içinde çalınan dudağında
kareleri önemsiz bir kopyanın
bitkin yorgun kırgın
hiçbir adrese gitmeyecek kadar
kötü kelimelerden oluşmuş
senin soğukluğunda buruşmuş intihalleri
hiçbir kimse bilmeyecek
tıknefes kelimelerinin
tren dolusu zaman çaldığını
ve sıfatların sana paralel alçaldığını
belki sende unutacaksın
beşerliğin içinde

birlikte ayrılmak

119
SÖYLE GARİP SENCİLEYİN
(osman yumakoğlu'na)
yunus seni nideyim sen sus da ben diyeyim
imdi söyle ne deyim şöyle garip sencileyin
dostuna varmış gibi maşuka ermiş gibi
bugünü görmüş gibi şöyle garip sencileyin
molla kasıma kızdın yetip kuyunu kazdın
elimi tutup yazdın şöyle garip sencileyin
çalap nurlar yaratmış seni cennetten atmış
senden bana muratmış şöyle garip sencileyin
aşkını bende bırak meşkini tende bırak
aklı matemde bırak şöyle garip sencileyin
dört gözdenin sultanı hem Hüseyin hasanı
söyle yunus destanı şöyle garip sencileyin
akledip anlayacak kul olup durulacak
yunusdan sorulacak şöyle garip sencileyin

mustafa özer

120
el gibi erkek gerek er dediğin tek gerek
aklına gelmez çörek şöyle garip sencileyin
yunus emrede ermiş ertesini aşka vermiş
dostluğuna erişmiş şöyle garip sencileyin

depremi görmeyene takvime girmeyene
başını vermeyene şöyle garip sencileyin
ecele derman mı var emreden ferman mı var
müjdene harman mı var şöyle garip sencileyin
serveti bin etmişsin aşkı tezyin etmişsin
dostluğu tüketmişsin şöyle garip sencileyin
ipek giyip erilir mi lensinden görülür mü
iblisten derilir mi şöyle garip sencileyin
hele bir yarın ola yaranına dua kıla
sanma geçe makbule şöyle garip sencileyin

birlikte ayrılmak

121
bırak nefreti kini tutma devletinkini
her an gözet kendini şöyle garip sencileyin
dalarsan siyasete artist olup her sete
şeytan ile berceste şöyle garip sencileyin
bir gün selalar verile gönüldaşlar derile
helallikler görüle şöyle garip sencileyin
aşka yaptım katkımı şirin şenlik hakkımı
aşkın zafer takını şöyle garip sencileyin
yediyüz yıl yerinden savaştın hederinden
değeri ederinden şöyle garip sencileyin
seni gördü Mustafa yöneldi o mushafa
safha safha bu safa şöyle garip sencileyin

mustafa özer

122

SİLAH
akla ziyan mezalim çağdaş savaşlar
harisin hırsı musallada yavaşlar

birlikte ayrılmak

123

ECEL
gölgesi her sabah başucumdadır
masif tebessümü can borcumdadır
günaydınlar merhabalar derseler
ecelin eli zaman harcımdadır
ey ecel bilirim ezelden beri
elinden tutarsın ihtiyarların
gönlünü edersin dönmezler geri
o memnun muttasıl bahtiyarların
hiçbir güzel görmez her genç tanımaz
ey ecel gönül sarayına nasıl
zaman gibi sızdın için sızlamaz
bilirim alacaksın yine muttasıl

mustafa özer

124

KAMPANA
inci dişlerinden yansıyor ışık
gözümde buseni özetler gibi
kahkahalarınla karmakarışık
esrarı faş edip gözetler gibi
sinene saklanan inanda gizli
kalbinde çarpan aşkın kaynağı
sussan da susmayan kampana zili
uyarır eylemi gafil sunağı
şimdi sana nasıl bir ayna tutsam
içinde tebessüm gönül dokusu
tutunsam haline hali unutsam
lügatler verse de canan uykusu

birlikte ayrılmak

125

RENK GÜZELİ
kocaman yapraklı muz ağaçları
yeşile yelkenli maviye nazır
renk ahenk plajın yanan uçları
kumsalda portakal serince hazır
kimi kahverengi kimisi yanık
gölgede bembeyaz bazı uyanık
güneşle denize mayolu tanık
kumdan kale yapar kumsalı kazır

mustafa özer

126
BAKIRKÖY’DE SEHER
grafit bir çizgidir ufukta nispet
deniz canlandırır göksel çizgiyi
martılar söylerken taşan ezgiyi
tutma dönsün dünya misali misket
sanırsın yaklaştıkça kaçıyor bulut
kovalamak ister çocukluk aşkın
kovalanan mahzun kaçanlar şaşkın
kalbine çökelen hüzünle umut

birlikte ayrılmak

127

YİĞİTLİK
her demine açan gül damarından kan çeker
beladan gam yeme ki yiğit beladan geçer

mustafa özer

128

HÜSN-Ü YUSUF
gözde fersin gönülde dem ey hüsn-ü yusuf
aşk içinde müstağrak can bülbül-ü şeyda
ebruli şafaktan taşarken lütuf
aklı mecnun gönlü memnun hali hüveyda

birlikte ayrılmak

129

GÖKYÜZÜYLE
günbatımı içim sızlar inceden
camlarda yansıyan yakamozlarda
karanlık sıkıntı böyle mi yansır
böyle mi gönenir sorumsuzlarda
çizgi filimler gibi bulutlar içli
şaşkın yırtık yorgun kayboluyorlar
sıraya girmişler alt alta dolmuş
sanki gökyüzüne kaydoluyorlar
alı al moru mor akşam daha zor
anlatıyor dekor anlayana hem
her gün yeniden yeni deniyor
oysa gelen gece tümüyle müphem

mustafa özer

130

BİLMECE
yakın yar elinden ırak şişeden
kimi kahırlanır kimi neşeden
nefsine uyarak keyfe kış eden
kavgaya yol verir kulları bilmez
yüreği süvari olur insanın
süvariyle birlik bulan nisanın
bir bahar vaktinde hem de nisâ’nın
uçuşa yol verir kolları bilmez
sağındadır küfür küfür solunda
başından üfürür mühür kolunda
bacası dumanlı ocak yolunda
çocuğa yol verir dulları bilmez

birlikte ayrılmak

131
KELİMELER KEYFİNCE
( Mehmet Kasap’a)
yaş kemale erince dilin döner kevgire
unutulan müstesna kelimeler keyfince
kırık dökük lugata bakmak zevki erince
dem dem gelir fırtına kelimeler keyfince
egemenlik sarayının söz nezareti
herkesi mahpus kılar kelimeler keyfince
bozuk bir saat gibi zaman seni dürünce
dil kuşları kıskanır kelimeler keyfince
erdemini zorlama bırak başından aksın
nisyanını anlatsın kelimeler keyfince
ince memet gibi ömre destan dikdikleri
romanına katarsa kelimeler keyfince
mimarlık sinanla son bulan tarzı yeniyi
zannı sıfır okursa kelimeler keyfince
ekle sende sinana ibibik örneğini
çatının köşesinde kelimeler keyfince

mustafa özer

132

CEMALİNİ GÖRDÜM ASLI GEREKMEZ
aşufte kakülün yosma perçemin
karanlık hayalin haspa gerçeğin
hapsolan ruhunu çekmez yerçekim
cemalini gördüm aslı gerekmez
uçaklar semaya hatlar çiziyor
uçurtma hayalet gökte geziyor
(telgrafın tellerine)türkü yazıyor
cemalini gördüm aslı gerekmez
harbi satın aldık sanma ki beleş
istersen uzak dur istersen yerleş
istersen kardeş ol istersen kalleş
cemalini gördüm aslı gerekmez
uçaklar geçiyor kuşlar misali
nokta nokta ışık düşler misali
gözden kayıp inen yaşlar misali
cemalini gördüm aslı gerekmez

birlikte ayrılmak

133
en tezat duruştur uçak ve bomba
onur bulunur mu bilmem kaç tonda
gücüne güvenen kalıyor kanda
cemalini gördüm aslı gerekmez
dev bombalar patlar tarakalarla
cehennem yangını taraçalarda
ufuklar gündeme kara çalar da
cemalini gördüm aslı gerekmez

mustafa özer

134

GURBETNAME
anıların özlemi hasretini coşturur
hasretine düşünce kafir gönül dirilir
konuşturur dilsizi arkasından koşturur
anılara acıyan gurbetinden girilir

birlikte ayrılmak

135

KARMA
seni severim dedim
sığadı yar kolunu
kolun boynuma vebal
dolduruver koynumu
gözüme baktın dedim
kapattı gözlerini
incecik dudağında
inci dişleri şimdi
tebessüm içinde
kolların ah kolların
kolundan bu kulların
neler çektiğini
çözülmekten geleceğe
güzelliğin kollarından
kollarından ah kollarından
kollarından kuşatılan
kulların nedameti
nimetinden az mı sanki

mustafa özer

136
TRAFİK DESTANI
çocuklar üzgün anneler ağlar
babalar giz içinde karalar bağlar
kıvrım kıvrım yollar yüreği dağlar
onlar da korkuyor dönen tekerden
kardeşler acılı akraba kızgın
teknik acımasız trafik bezgin
takılıp söyleme deme ki yazgın
onlar da korkuyor dönen tekerden
araç almak zor iş dahası yakıt
milim milim topla metreyle dağıt
duvaklı geline olur mu ağıt
onlar da korkuyor dönen tekerden
özgün bir eylemin içinden atan
takdiri tedbire sarıpta yatan
kazadan beladan elbette vatan
evladı korkuyor dönen tekerden
hızlanınca zaman çabuk geçmiyor
ecel bile acil kefen biçmiyor
gör ki alem kanı neden içmiyor
üflenen korkuyor dönen tekerden

birlikte ayrılmak

137

SEYRANGAH
gözüm bana seyran imiş
seyranına hayran imiş
ecel beni öğütürken
o değirmen devran imiş

mustafa özer

138

GÖZ AYDINLIĞI
- anneme-
yine güneş açtı
bulutlar göçüyor
kırlangıçlar raks içinde
çayır çime dalmış
çiçekleri renk almış
kelebekler fısıldaşıyor
anlıyorum ki ikaz ediyorsun
elindeki yaraya değen
bir küçük nohut dalı
tuzunda acıtmıştı canını
sense emerek parmağını
cevaplamıştın talebini
güzelim
o gün ki anı
yaraya tuz basmağı
imbikten geçirmişti
içim yanıyor andıkça
canım annem anıların göz pınarlarımı
kırkikindi yağmurlarına konuk ediyor
bu siste seni uzakta fark edemem
seni tek fatihaya terk edemem

birlikte ayrılmak

139
MİKROSKOP CAMINDA
ne mihraplar gördüm
duvarında nefis gibi duran
taştan ahşap ya da metalden
kıblesinde vakit dolduran
ya rab beni mihraptan emin eyle
ya rab beni mihrapta senin eyle
leylak gül ya da yasemin eyle
ya rab beni bana bırakma
aklımla ayrı düştüm ilimden
aklım aciz ayrı düşmez halimden
gönül dostu kelam eyler dilimden
ya rab seni bana bırakma

mustafa özer

140
ŞÜKRÜN İFADESİ

(ibrahim kasaboğlu'na)
ömür mütebessim hayat mukaddes
kalkayağa rakset şükrünü göster
keyfine yoldaş ol zevkine adres
döne döne eren kürkünü göster
bayramı bektaşı yunusun dostu
evrende mevlana rüzgarı esti
dört kitapta tektir onların kastı
bilgi dolu başın börkünü göster
herşeyi aktarma fitneye sebep
kimseyi bıktırma fitneye sebep
mutedil gönüller aşka mukteseb
yetsende yaşına kırkını göster

birlikte ayrılmak

141

KEYİF

(seydali kahraman'a)
çevremde varlığı yaşamak zevki
atomlar keyifli ben keyifliyim
dünyalar durdukça taşımak zevki
destanlar içinde en keyifliyim
övgü düzeninde örülen atkı
muhannet içinde şeytana katkı
ağustos böceği misali yetki
susanlar içinde şen keyifliyim
şunun bunun sözü durulsun diye
şuna buna göre varılsın diye
şundan bundan diye alıp hediye
kusanlar içinde ten keyifliyim
hoşgörü demekse kötüye arka
hayvandan aşağı hem alaturka
insanı yatırıp tavukla gurka
pusanlar içinde yen keyifliyim
asrında alete saldıran surka
aletten insana vuruyor marka
lokması haramsa dayanmaz hırka
kızanlar içinde fen keyifliyim

mustafa özer

142

ÜNİVERSİTE

(alican'a)
üniversitenin güneşi bilim
bilime muhafız profesörler
kitap defter ekran ve akl-ı selim
fakulte fakulte olan gökyüzü
samanyolu gibi öğrencileri
evrenin envarı güneşin gözü
her bölüm bir yıldız teleskop gözcü
asistan elinde deneyim sağlar
piyasaya imkan kalite gücü
üniversitede lisans üstüne
zaman bulup dalan yürekli kişi
doktora verecek bilim kastına
yolun açık olsun alim arkadaş
cehalet siyaset adalet aşıp
varırsın kendine halim arkadaş
eğiteni bilirmiş kendini bilen
kendini bilenler ülke kıvancı
abı hayat içer ölmeden ölen

birlikte ayrılmak

143
İSTANBULDA BİR GEZİNTİ
eda'ya
her semtin bir mevsime vekil olmuş
zaman herbirinde ayrı dolaşır
boğaz herbir yana sessiz ulaşır
renginde uyanan zevkine dalmış
ve herkes sende farklı sevdalanır
aşıklar başının yelleri farklı
elleri terlerken eteği çarklı
mevsimi fesleğen dalgalandırır
gökyüzü yüksekte rüzgarı aşık
sonbahar tarafı sarmaşık örgü
deniz açıkmavi gözüne övgü
sahilde nağmeler siren karışık

mustafa özer

144
AYRILIKLARIN ADEMCESİ
ademin yalnızlığı cümle alemleri kapsar
madem ki ilk insan madem ki baba
binlerce birikmiş yalnızlığı sorma bana
bu acı beni aşar
cemale cefa havvanın hali
tende durur gibi durmaz korkular
taşar da iblise olur mu safa
sorulardan şeytan minareleri
anı mıdır acaba havvanın istekleri
bu acı beni de aşar
adem havvayı sabrında bulur
gökyüzü mavi olur
okyanus durulur
ademoğlu savrulduğu kadar vurulur
sevgisinden
bu acı da beni aşar

birlikte ayrılmak

145

iblis
bütün yakınlarıyla tesbihe geçer
sarı sabırlar içinde
tarihi dağların ardında biriktirerek
ergenekondan çıkar gibi
ateşten ruhunu yakar
yalnızlık çağında
iblis
sohbet açamaz
cinden çıkardan
bekler ki ademin çocukları olsun
ona gün doğsun
kabil mi neydi
mezarı ve ölümü bilmeyen
rivayetinde karga bekleyen
yalnızlık acıları
bu da acı beni de aşar

mustafa özer

146
ortadoğu ülkesi bütün ilklerle dolu
sümerden mısıra hattiden asura
yunandan islama kalan hatıra
petrolü düşünce kalırsa rolü
osmanlının altını allı gelini
sersefil çetrefil karanfil gibi
ne gülenine gül ne ağlayana sebil
belgrad'dan düşen karpuz misali
ne adem ne havva ne de iblis zorlandı
milenyumun taşına şeker kaplamağa
anlayan ağıtta kaplumbağa acilinde
bilen ceylan gibi avcıların önünde
kara saplanmış can çekişiyor
ayrılığın çilesi petrolden karaymış
ortadoğuda olmak bile çileymiş
şeytanla son insan gibi
kıyameti yaşamak

birlikte ayrılmak

147
PAMUK ŞEKERİ PEMBESİ
güneşi olmayan gökyüzü hüznüm
ufuk çok uzaklarda parça parça
pamuk şekerinde pembe çocukça
karanlık basarsa diye üzgünüm
gün inmeden martı çığlıklarıyla
denize balıkçıları çağıran
takasında tayfalara bağıran
reisin boğuk hıçkırıklarıyla
resmetmeliyim pamuk şekerine
sahil yolunda ki genç aşıkları
rengarenk kelebek sarmaşıkları
fotoğraf veren ufuk şekerine
marinaya doğru koşuyor kaptan
bir çingene bakla falı bakıyor
elvan çeşit balonlara takıyor
çisenti sahilde coşuyor hepten

mustafa özer

148
balonlar çarpışır güz rüzgarında
çingene acili etekte toplar
kaptanın içini dalgalar kaplar
karayı döven söz rüzgarında
şakır şakır yağmur hem döne döne
ne şapka koruyor ne de şemsiye
şehir geçmiş sanki sisten öteye
ibrahim bekliyor yağmurlar dine

birlikte ayrılmak

149

OYUN DÜZENİ
eskiler 'anan kadıya gönül vermiş ise
mahkeme sana yük olur
kadıya kalacak değil ya'
rivayet-i esatirdir belki de
türkiyede gördüklerimiz
veya göremediklerimiz
önce kocaman bir şato
altına koca bir plato
ellerinde bont çanta
kara gözlüklü ve palto
lu esrarengiz
cengizname sakallı
gün boyu görüntü
anlaşılmaz gürültü
gündem aşuftesi
strateji uzmanları
gün yirmidört saat başı
entel ve enkırmın spikerlerle
yüzlerce ekran uçaklarıyla
ağır bombardıman var

mustafa özer

150
kerem kim aslı oğlan mıydı'dan beter avam
beyin travması var
mademki hürriyet var
ben bu haberleri istemiyorum
çünkü durum ötenazi hakkını
haktan çıkarıyor
hanımlar beyler lütfen
ya hürriyet yok deyin göçelim turnalarla
ya da var deyin ötenaziyi dileyelim
sakin ve sessizlik insana yakışmıyor mu
hangi yıldız size tükürdü
kimin ölümüne sebep oldu
maşallah eline silah verilen
gez göz arpacık diye
canımıza hediye kurşun yolluyor

birlikte ayrılmak

151
kedi kadar haysiyetimiz yok
köpeklerden utanır olduk
kartallar yüksek uçuyor diye
çukurlara dadanır olduk
ne önder kaldı ne örnek usta
doktor da hastalığı kabul etmiyor
netmeli neylemeli
hangi makama gitmeli masal diyarında
mahkemelerde meşgul kendileriyle
marko paşa neredesin nerde acep
bir sen kaldın umut dağıtan
karaoğlanla birlikte
dostonun ‘yer altından notlar'ı gibi
gözümüzde yaş ta yok
burası vahim
ya rahim
imdat

mustafa özer

152
herkes bir oyun peşine düşmüş
herkesin bir hesabı var
oyun düzeni böyle
ya doğuştan sağır ol
ya beynini naklettir
ayakların altına
herkes bir oyun peşine düşmüş herkesin hesabı var
ecelinde hesabı var geceleri yıldızlar kadar çok
korkularınıza kezzap döker
düşlerinize karabasan olur yaşlılık misali
gün olur harman olur ecel çağırır
kuytulara koyaklara
adınız ünlenir dağdan dağa
mezarın sessizliğine
bu oyun merakı niye
niye ekranda oynanır
oynatan belli
oynayan ayan
ayhanışık bıyıklı
kendini sırma saçlı alemi kel mi sanırsın
her şiirin içinden bir molla kasım çıkarırsın

birlikte ayrılmak

153

düzelen ne ki
kabil habile
hamileyse
ne mahkeme ne mahkum
yaşam canlı hakkıdır
hayat her dem haklıdır
ne askere tahakküm
güzellikle hürriyet
insanı boğmamalı
yaşayanın hakları
yasadan doğmamalı
yasalar yasadan korumalı
içimize küskünlük sıvaşmamalı
onur dediğin insanda bulunur
insan değeriyle savaşmamalı
insan inancıyla savaşmamalı

mustafa özer

154
TERKİN TERKİ GEREK
lodos tu poyrazdı derken patladı
denizde dalgalar kıyı atladı
martılar serçeler evlere doğru
kaçtılar komadılar rüzgara bağrı
bacalar panolar rüzgara nimet
vapurlar kayıklar sanki ganimet
depremle kavgada denizin rengi
dalganın içinde cinlerin cengi
almada vermede inatla merbut
dayanır mendirek denen izbandut
günboyu sürdürdü hızını rüzgar
kıyamet kopardı deniz yadigar
akşama ayçıktı her yer sütliman
bulutlar gümüşlük altında liman

birlikte ayrılmak

155
ne lodos uğultu ne karayel kin
sessiz engin deniz bir tarla ekin
yalnızca kuşların burdayım sesi
gündüzün kalanı gece nefesi
akasya dalını vermiş ağlıyor
çimenin üstünü çamur bağlıyor
şurda burda kırık dökük hurdalar
kıyıda karınca kafa kurcalar
kış geldi güneşten alkış bekleme
eline geçerse mehtap tekleme
denizle kendini sahile götür
rüzgar müzik olsun gönlünüz şatır

mustafa özer

156
AVRUPA ANITLAR DİYARI
merakımı çeker insan merakı
tüketirken tedbirinde idrakı
müstehlik olsa da üretir eli
hüznünü sürdüren muzdarip teli
tüketim fenomen olunca burda
anıtlar diyarı koca avrupa
istihlak edilen ürünlerine
sanem saygı sunar görenlerine
bu da meraktır belki kalmak istiyor
dünyaya verdiğini almak istiyor
anısı konusu olan herşeye
bir anıt konur gören köşeye
anıt denilen şey bir gül bir yazı
bir ev bir ağaç bir bulut beyazı

birlikte ayrılmak

157
figaronun düğünü’ne hediye
keykeli sararlar zarif örtüye
anıtlar insanın özlemi hüznü
tahsinin taksiri varise özgü
görmeyen göz harabatına ağlar
açıkgözler karabetine ağlar
saneme sarılan yontucu bilir
yontunun yüzünde neler gizlidir
(la mabude illallah) sanem nedir
(la mevcude illallah) tümü gizdir
duyduğumu duysa heykel dirilir
kaybı bulmak için neler verilir

mustafa özer

158

ANAKENT
her ilçenin bir delisi bir de red kit'i vardır
bir anakentin akıllısıysa ilçesi kadardır

birlikte ayrılmak

159

BEKLEYİŞ

( babama)
gözlerindeki hüzün bin menekşe daha
alnında çizgiler derin bir sırrı saklar
duana icabet melekler sunağında
bakışınla ruhumun özlemini ayıklar
beklenen ölüm değil belki de müjdesidir
içimde çoğalan utanç mahpus ediyor
pejmürde rezil tunçtan kalesine
tabut gibi gölgesinde suspus ediyor
ömür doğallıktan çıktı çıkacak
kimsenin özrü özünü kurmaz
cumhuriyet makamında durmaz
demokrasi bizi yıktı yıkacak
boz bulanık kamu bozuk çalgılar
millette korodan horlama başlar
omuzlar üstünde dik durmaz başlar
hamama girseler soğuk algılar

mustafa özer

160
BABA VE KIZLARI
hanife ve gülhanım'a
babalıktan hiç emekli olunmaz
hayattan feragat uyar misali
ağzı dolu altın olsa solunmaz
havayı bedava koyar misali
kirpinin yavrusu yumuşak pamuk
babanın kızları pamuk prenses
masallar ülkesi babada çocuk
baba kucaklıyor kızar misali
yusufla mısıra satılsa bile
bünyamin kuyuya atılsa bile
asalet alınmaz satılsa bile
yakubun gözünden pınar misali
inceden işleri melek yüzüdür
duygunun ahengi pınar gözüdür
islamın mazrufu fatma sözüdür
çölde lut'un lutfu çınar misali
gün gelince okunacak adımız
kalacak hayalde her muradımız
kızlarım adına kor feryadımız
olimpos ateşi yanar misali

birlikte ayrılmak

161
biliyorum mezarımı kazanlar
gelecekler bir gün bana kızanlar
ömre işret sokup şöhret yazanlar
cehennemde maşa dener misali
kızlarım gülünce bende gülerim
ezelden ebede açan güllerim
mezarda bülbüle kesen dillerim
eyyubun sabrını sınar misali
evladın ekmeği dişime selva
isot sunsa tadı ağzımda helva
sanmayın çocuklar bu mali hülya
kıskanan komşuyu kınar misali
bana keder ermez kafam barışık
onun lutfuyladır gözümde ışık
olsada dolaşık karma karışık
karuna lutfunu sunar misali
içimde kalacak vasiyyetimi
sünnetullah bildim haysiyyetimi
ömrümün sonunda ünsiyyetimi
isa mesih eli tutar misali

mustafa özer

162
andınız müslüman işiniz temiz
evimiz bir liman içimiz temiz
sulhü geniş sabrı cemil ötemiz
muhammede sadık ensar misali
esmayı hüsnada dünyalar gizli
içinde yazılı esmada sözlü
haramdan korunan gönülden gözlü
allahın emrini tekrar misali
doğruluk dürüstlük kelime değil
hakikat içinde bilime eğil
halimin hasreti elimde değil
hayr u şer hakktandır ikrar misali
evladını seven her baba gibi
hakkını isteyen her çaba gibi
insandan insana merhaba gibi
gözden kaçtı ömür bakar misali
duruma bakarak şaşıp kalmayın
güneş tutup uzay aşıp kalmayın
farzından denize taşıp kalmayın
zamanı tüketen zarar misali

birlikte ayrılmak

163

AVRUPA BİRLİĞİ
taraf olsam bana karşı olanlar
muhalif olunca zulme dalarlar
üç maymundan hakkı ödünç alanlar
heykelin içine kuşku salarlar
maişete motor isterse canın
avrupa birliği senin cihanın
gözü dışarıda olan insanın
arzını parlatır köşkü salarlar
tüketim zevkine zeval yetmiyor
üretim sezonu maval yutmuyor
kırk kedi toplansa aslan etmiyor
bencillik burnuna dışkı salarlar
güzel düşler görüp zevkten neşeden
kendi dertleriyle kendi baş eden
yakına bakarak uzak köşeden
mecnuna döndürüp aşkı salarlar

mustafa özer

164
uslanmaz gönlümün isteyen dili
başım akıl değil konuklar yeli
konukların hortumu nasibin eli
evrensel diyerek keşke salarlar
siyaset ne zaman birlik istedi
birlik ciğer oldu kediler yedi
sömürgen aşkını bir söyleyeydi
ulusun gözünü eşke salarlar

birlikte ayrılmak

165
BÜYÜYEN ŞARLO
bir belde sade şehir ise don kişot gerek
büyüdükçe şehre yeter şarlo'yu eklemek

mustafa özer

166

MARATON
şehir güzel olsun ister iktidar
muhalif ol iktidara istersen bunu
merkezin ihtilaf maratonunu
yapa yıka süsler iktidar

birlikte ayrılmak

167
BİREYSEL GÜVENLİK
kiminin babası attaya gider
göremez babayı bir ömür boyu
kimi babasını düşte seyreder
uyanır hüzünle sever uykuyu
düşünen bir çocuk oyun dışında
okyanusun dalgaları başında
o dünya ki henüz oyun yaşında
dilinde duymalı şirin duyguyu
çocuklar demeden baba görmeli
babanın elinde devran sürmeli
kabus görse baba hayra yormalı
tutmalı şükranla koşan coşkuyu
bireysel güvenlik iskelet tutar
sosyale yönelse cana can katar
korkular cihana olsa da tatar
savaşa süremez yıkar kuşkuyu
evine yakın ol çocuğu sakın
bırakma kendine derdine yakın
kuşku temelidir aşkı firakın
kadir kıymet bilen yakar keşkeyi

mustafa özer

168
PARKTAKİ KEDİLER DİYALOĞU
zuhuratbaba parkında doğdular
çoğuldulardı zaten daha da çoğaldılar
parkın müdavimlerince beslendiler bakıldılar
yürüdüler büyüdüler koşup oynadılar
kedilerle köpeklerle toplarla
yaşlılarla çocuklarla
aradan yarım yıl geçti
bahara yaza güze dayandılar
beş kardeşten dördü
parkın kargalarına güvercinlerine
pusu kurup ürkütür oldular
özel yemekler geliyor
onlarda bir naz bir naz
değme pisi pisilere kulak asmıyorlar
çevreleri güzelden çitli
lakin bitlilerde tık yok

birlikte ayrılmak

169
karganın konağına yaklaşmış olmalı
ağaçtan bir atlayışı var beneklinin
atılmaktan beter
bankların altına kaçıyor
kardeşi beyazı görünce unutuyor
karganın korkusunu
sonunda oda öğrenecek
her kuşun etinin yenmediğini
belki birazda olan şu
kedi tabiatı gereği kargayı kovalar
oysa yavrusunu yakın tehditte gören
anneye kimsenin gücü yetmez
karga da olsa
kaldı ki kargaya parkın kedisi ne yapar
kargamı komik kedimi
seçimi zor
daha da zoru anlamak
hayvanlarda uygarlaşıyor
bu alaturka bölge parkında

mustafa özer

170
beyazla benekli oyuna dalıyorlar
alt alta üst üste yumak misali
çimlere seriyorlar marifetlerini
saksağanın çekirgemsi nekre sesi
uyarıyor beyazla benekliyi
ilerde kirlisarı kardeşi afrikalıyla
çocuklara eşlik ediyor
toplarının peşinde
çocuklar şen şenlik kedilerle
kışını da göreceğiz bu yıl parkın
kedilerle kuşlarını da
baharın başlarında
yeni yavrularıyla kedileri de
kimler gidip kimler kalacak
kimler dünyayı kendinin sanacak
kimler kediye oyun sunarken
kimler kediye oyuncak olacak
daha neler görecek bu göz yaşadıkça
yaşlandıkça da kim bilir
kendine kör olacak

birlikte ayrılmak

171
kediler hiç te nankör değil
her sabah banklarda bekliyor bizi
içimizin sıcaklığını tadıyoruz
onlar sayesinde anlıyoruz
yaşadığımızı aczimizi
daha ne isteriz onlardan
pembe dillerine hayranım
bin pırıltı yansır kürklerinde
hele kardeşlerin oyunları
bıyık altından yaşlılara gençlik aşılar
anılar dökülür belleklerden
derken kedilerden kinaye
başlar eski hikaye
bir tüyüne bin cami yapsan
süleymaniye kadar
elinden acı çekmişse kediler
cennetini engeller
diyeceğim o ki ben her kuşluk
her parka geleceğim
ağaçlara tüneyip kuşlar misali
kainatı seyredeceğim

mustafa özer

172

NOKTALAMA
hey zalim para
ne zaman dara düşenle
şınşenlik nişan yapacaksın
yoksa mahşerde mi bulacaklar
nimetler içinde yaşamanın erdemini
dünya gözüyle görmeden
hey zalim para
kart zamparalar gibi
rüyalarına girip güzellerin
sürekli uykusunu temin mi edeceksin
arkana takıp amele kısmını
beş film birden
tekmili ucuz gündem
erotik dokulu
yoksulluk okuluna mı kaydedeceksin
zatı sungur numaralarınla
paralarında garibanları mı kaybedeceksin

birlikte ayrılmak

173

anasını kızından
yiğidini tezinden
kısır döngüler içinde
yalnızlığın sentezinden
geçirip eğirecek misin
hey zalim para
dara düşürenin yanında yer alıp
sahtekara zemin mi olacaksın
isanın
musanın
ardında ki emisyon kullarında
komüsyona konuk mu kalacaksın
herkesler bir yerlere coğlaşıp
üleşirlermiş
kardeşlerinin leşlerini
en son da kardeşler anlarmış
üleşenlerin
en eşitler olduğunu
kendi eşekliğinde

mustafa özer

174

hey zalim para
anlıyoruz ki senin gittiğin yerde yok
erdemin
öyküsü
türküsü
okunmuyor
şeytanından bul
ilişme bize
karışıp ilişkimize
düşman etme biri birimize
hey zalim para
hey zalim para
mezalimin müminlerinedir
kah kumara oturtursun
kah numaradan maliyeci kılığında
muhasebeden borularla oyarsın
kah dernekler dergahlar kurup
söyleşilerle ekran aklarsın
kah düğünlerinde masumları aklarsın
batan geminin mallarını talanda üstüne yok
bazan bankacı şakalarıyla haklarsın on numara
ah zalim ah
bu kadar reklamını yaptık
yinede ufukta yoksun
beklemiyorum çünkü kim bilir
hangi mutfakta ne miktarda
kimlerle nifaktasın
ah zalim para
bir de senin vicdansızca kurulduğun
rengarenk cüzdandan evlerin var

birlikte ayrılmak

175

elemeği göz nuru
göz göz kayme bölümü
çıtçıtlı bozuk para bölümlü
ölümlü kalımlı şu dünyada
herkesin bir para kesesi varmış
benim hiç olmadı
onu alacak param olmadı
olsa da bu saatten sonra alır mıyım bilemem
meraklısı da değilim
meraklısı çoktu ki onlar düzgün düzenli
entel pinti korkak temkinli tedbirli olmak için
donunda
don cebinde
sarığında
koynunda
sutyeninde
mezhebince
meşrebince
bir cebinde
cüzdan taşırlar da

mustafa özer

176

hele kasalar
tasası beni almadı lakin kasalar
kıymetli evrak dahil
oda gibi ev gibi
hatta koca birer demirden dev gibi
kasalar
içinden yasalar geçer
hatta merkez bankası
çekler bonolar senetler
sıram sıram demetler
yerlisi yabanı
çil çil bakar durur
kimilerine umut kimilerini kudurtur

birlikte ayrılmak

177

ah zalim para
müminlerin de zulmünden memnun gibi
hem ağlıyorlar hem geliyorlar peşinden
anlı şanlı gelinler gibi
salya sümük peşindeler
dualarına güler misin
onlarda güler mi
ulaşamıyoruz sana cinliğinden
gıcık kapıyorsun madem ki bizden
öyleyse bana da bulaşma ha
yeni yetmelere git izin alabilirsen
izin verirlerse satıcıların
aracıların
araştırıcıların
hey zalim para
hey

mustafa özer

178

NE ZAMAN
yıllarca gençleri eğittiler
hasreti
açlığı
basireti
azlığı çokluğu öğrettiler
yıllarca gençleri eğittiler
okumayı
yazmayı
korkuları yaymayı
düşmanı kurmayı
dosta varmayı
sevmeyi saymayı
metin durmayı öğrettiler
yıllarca gençleri eğittiler
kabalığa
zorbalığa karşı
sabırla zaferin nimetini
teknolojik nezaketin güncelliğini
önceliğin el eğitimi olduğunu öğrettiler

birlikte ayrılmak

179
yıllarca gençleri eğittiler
huzur veren yeşilin
içinde kardeşliğin
insanca gelişmişliğin
tektip giysilerinde kuşlar gibi
uçuşan keplerin şenliğinde
bakınca görmeyi öğrettiler
yıllarca gençleri eğittiler
basitin mutluluğunu
mutluluğun basit olduğunu
bir bayrak yarışında
vatanın ebet müddetini
milletin meserretini öğrettiler
yıllarca gençleri eğittiler
temizliği
şükürü
sağlığı
karşılıklılığı
bir ütü gibi karışıklığı düzeltmeyi öğrettiler

mustafa özer

180
yıllarca gençleri eğittiler
sosyal
siyasal
ekonomik
yerinde ciddi
ortamınca komik
mini minnacık ile astronomik farkını öğrettiler
yıllarca gençleri eğittiler
aynı safta durmayı
bir blok gibi secdeye varan
sırt sırta durmayı orman gibi
hiyerarşinin sorumluluğunu
emrin özgürlüğünü
ve uygarlığın sözlüğünü öğrettiler
yıllarca gençleri eğittiler
okulda
kışlada
hayatla ve ölümle sınavda
egodan ve argodan arınma sürecinde
parlayan alınlarında
ayyıldıza yansıyan dua gibi
peygamber ocağında
insan olmayı öğrettiler

birlikte ayrılmak

181
erinden generalinden amiraline
bütünü bir ordu
aynı duyguyu
duyduğu
ve bir misakla bütün yurdu
sağduyusunda saklayıp
minicik mineraline dek
koruduğu gerçek
hayat hukuk savaşı
hayat barışla mümkün
barış yüreğe muhtaç
o da kanında türkün
ey güzel asker
ey mübarek kışla
bize sevinç veren
başı dik bileği çelik
güven veren bakışla
vatanın ve çağın
sesinde yürü

mustafa özer

182
DÜŞÜŞTEN SONRA
sılada sükunet bozan savrulur
hasrete yaslanır gurbette çürür
yoksulluk hasmını gururla vurur
düşmanın düşmanı kardeş görünür
aklını öğrenen akıllı deli
işine vasidir ekmeğe veli
evladı ayali yakın evveli
dost ile düşmana sırdaş görünür
çul tutmaz tazıdır kanaat etmez
ağustos böceği derdine yetmez
horozdan ders almış boşuna ötmez
leyladan suçları kırbaş görünür
ademin cennette rahatı battı
havvayı istedi cenneti tattı
ademden oğluna belki murattı
canana uyana savaş görünür

birlikte ayrılmak

183
şişe şişe bir hal olmasa bari
kaltağa takılıp solmasa yari
bir de akıl verir saksağan vari
şeytana çatana yavaş görünür
bahçesi çalılık bağları hozan
cami cemaatsiz okunur ezan
tepesi dumanlı yolları tozan
sılanın dağları ceraş görünür
orak tırpan bilmez tarım azmanı
tarımı tarumar eder uzmanı
tapuya şerh edip suçlu yazmanı
istesem dernekte telaş görünür

mustafa özer

184
III. TEMAŞA-İ HACI LEYLEK

birlikte ayrılmak

185

mustafa özer

186

YALANCI TANIK
yalan seni kapanda dilin yakarsa yaksın
vicdan yakalar onu susturur en sonunda
haksızlığın hakanı ister korku bıraksın
mahkemede susanı kusturur en sonunda

birlikte ayrılmak

187

OLSUN
günahını bana ver var cennet senin olsun
ruhunda bahar biter kur cennet tenin olsun
el olma yelden esme deli olma dilden isme
el ol da kuldan kesme tut cennet kimin olsun

mustafa özer

188

ÇALGI
derdin acısını lezzeti bilen
gamın kederini izzeti bilen
tabibi habibi uzleti bilen
dünyaya verir mi gönlünü çalıp
yaz bitti sola dön sonbahar vardır
ne leylek ne turna gözüne yardır
uyandır ışığı kapında kardır
kışlağa girer mi önlemi çalıp
ümit çiçek açar baharı duyar
sen sen ol içinde gafleti uyar
aydınlık gecede sayıp yıldızlar
gündüze döner mi güneşi çalıp

birlikte ayrılmak

189

İRADE
ne dem bulsam irademde letafet
o dem zehrolur o yerde afet

mustafa özer

190

HEYKEL
heykele nispet gövdeye sürur
bencilde iman nerde bulunur

birlikte ayrılmak

191

YİTİK KENT
şişe-i fafur gibisin
nefsine mağfur gibisin
yine de garibisin
kendisi yitik kentin

mustafa özer

192

BAKİ OLAN
takdirin tağyiri olmaz
duada fenafillah iner
levhi mahfuzda solmaz
her zerre kürede döner

birlikte ayrılmak

193

KILAVUZ
önde giden
muhalifine örnektir
arkadan gelen
geleceğe mihenktir
ey önderim diyen kişi
bilgelikte ilerle
muhalifinden öğren
önde olmayı
arkanda bulursun
günde olmayı
bu yarış
iyilikte karış karış
doğruluk içinde barış
bulmaktır güzelini

mustafa özer

194

SİNAN
seni sinan neylesin
gövden eleğe dönmüş
eler bütün elemleri
alemde feleğe dönmüş
bir seyfe ya da sinana
teslim etsen canını
şenlenir cihannüma
sürem saklar zamanını

birlikte ayrılmak

195

AYRILIK VAKTİ
ne deryanın damlası
ne gün ışını
ne gecenin lambası
ne açlığın hışımı
ne kefendir ne timsal
kendinedir imtisal
belki kader infisal
bulsan yazda kışını

mustafa özer

196

AKIN
ne yusuf zindana sığar
ne kınına zülfikar
sohbeti zehra için
her gizli aşikar

birlikte ayrılmak

197

TERSİM REDİFİ
varlığım tersimi’ydi varlığın
kainatın tersi miydi darlığın
yedik içtik konduk göçtük dünyadan
herkes gibi tersimiydi yarlığın

mustafa özer

198
ZAMANIN İLTİFATI
zaman takvimde günleri kaybederken
içimize kurt düşürür kel kalırız
ona sorsan iltifattan öte değil derken
canımıza cellat olur heykel kalırız

birlikte ayrılmak

199

LALEGÛN
iki cihan penahı cihanın iki gözü
biri zümrüttür halis biri lalegûn özü
hasan orman yeşili hüseyin toz pembedir
biri sıcacık güneş biri geceye bedir
ne sena-ı hüseyin ne vasf-ı hasan mümkün
dil ne söyler resule yüreği yanar üzgün
hasanı bilemedik hüseyin de ne mümkün
hasan munfail oldu hüseyin hepten küskün
yüzüne yüz süründü dede verdi onuru
iki cihan cenahı iki gözünün nuru

mustafa özer

200

GÜL İSTEMEK
gülü görmek için ne bahara muhtaç
ne gülzara dikmem gerekir taç
şairim gül istemek yeter bana
gülü görmek için güle var mı ihtiyaç

birlikte ayrılmak

201

BULAŞICI
salaklık bulaşır en akıllıya bile
salakça sohbet ziyandır kıllıya bile
delinin tedavisine salaklık yeter
salaklık utanç verir yallıya bile

mustafa özer

202
GÖRMEK DİLEĞİ
aşkımı sen gözümde mi sanırsın
uzaklara kaçarak benden kurtulasın
yüreğim yanar benim heyhat
ateşimi deşen kurdeşen fırtınasın
aşkımı sen gözümde mi sanırsın
gönderirsin beni ufkun ötesine
yüreğim hep seninle yanar heyhat
dalmışım aşın bestesine
aşkımı sen gözümde mi sanırsın
ki gözüm çıkmasına ah edersin
(görmeye gözüm ol mehlikadan gayrı)
ilamını aleme hayırhah edersin
aşkımı sen gözümde mi sanırsın
kalın ve kara gözlükler kullanırsın geceleri
sen şuurun resmisin heyhat
gayriya kalan dünya gülmeceleri
aşkımı sen gözümde mi sanırsın
ki devekuşu misali kum ararsın
başımı gömüp kumlara heyhat
ateşimle sen de yanarsın

birlikte ayrılmak

203
NOKTALAMALAR
canlısına ezan değmeyenin
ölüsüne selamı değer
selam ver Allah için
günahı sende kalsın
kurt elmayı neylesin
ona muhtaç değilse
ateşe oksijen sana baldır
muhtaç değilsen ateşi kaldır
ruhumun ataleti yokmuş
tembellik aklımın kiri
gönlünü kirletenler
akla döker zehiri
sana öğüt vermek boş iştir
kuru dala söğüt demek olsa
kavradığım şey ona olan aşkım
bre şaşkın göz halime ne bakarsın

mustafa özer

204

EZİK KAYISI
ezilmekten göz göz oldu hücreler
dilenmekten daha beteri de vardır
sana yönelik ricaların
ecri de yok üstelik
ecri yoksa ezanın
dilimin kendi cezası sayarım
uzağında kalıp
görüyorum her yanıma olan işkenceyi
hücrelerimdi göz göz olan
başımdaki eğlenceyi
satın alan
gözlerimdi
görüyor
bre itim kafir
putuma saklanıp zehir basarsın ömrüme
ne inanırsın gördüğüne
ne gördüğüne inandırırsın
böyle yanıyoruz bencillikten

birlikte ayrılmak

205
NE DE NAZİRE NAZIMA
(bu dünya soğuyacak) diyordun ya
onun (mavi kadifede bir yaldız zerresi) olduğuna bakıp
bir sincap gibi kaçırdığın cevize üzülerek
korkutuyordun bizi ölümüne bırakıp
oysa dünyamız yanıyordu akkor halde
biz o yangının ferdasıyız nazım
o ateşin içinden çıkıp geldik
belki o yüzden ateş hep içimizde
ve içimizde buz olanlar yok mu
hicrete hazır terk edip kardeşlerini
ve belki de donun içinden çıkacak canlar
kendi zamanlarını dinleyecek
ve belki de bizi anlayamayacaklar
tarih bunu sarih olarak gördü
ve tarih kitaplarının sayfalarına kim bilir
ne ateşler ne soğuklar gömdü
(o) döndü deme bana
hep dönen dolabı kör koyup
(bu dünya soğuyacak)
(bu dünya yanacak)
daldan dala zıplayan sincaplar arasında
seni görünce kaçmayacak

mustafa özer

206
yakın bir can minicik hücrelerinde
senin geleceğini saklayacak
(dünya değil)
bu meşale yanacak
dilerse yaratan yaratır ateşi
ateşte seni yaratır
dilerse derin dondurucularda
ölümünü yaşatır

birlikte ayrılmak

207

NİHAN
iki cihan içinde
tekçedir sevdiceğim
o ki nihan içinde
sana ne diyeceğim

mustafa özer

208

KARINCA
hey karınca ayağındaki aksama nedir
bilirim ki yürümek seninle sevinir
o nedenle yürümekten ayaklarında
olan eksik bizde gizlenir
hey karınca insandan sana gelen
seni aksak eden o menhus zehir
zaman zaman içimde düğümlenir
hey çalışkan karınca aferinin benden
mukaddes kelimeleri kullanamam suskunum
sevincimde sırrı olmasın korkunun
duru bir su gibi çalışkan coşkunun
karıncalar oratoryosundaki yeri
hey karınca al bu nimeti yuvana götür
diğer kardeşlerine de ver selam
hayat dediğin insan öğütür
bir gün sonu gelir vesselam

birlikte ayrılmak

209

BESMELE
besmelenin sıcağı soğuğu var mı
içtenlik bu denli zor
yakınlık bu kadar mı
yapma birader
beraberce neler yaşadık
dinazorun dişinde sakin olmak için
politik işkencelere nasıl daldık
yapma birader
bencilce hırsın
akla ziyan
sende de bende de
bırakmaz karar

mustafa özer

210

MÜCERREB
zamanı mücerret bilme zira
sırrı intikam içinde gelir
zamanı kirletme zira
kişi mücerrebince eğilir
güzelin gözünde her zaman güzel
güzelin eline su dökmez nadan olan
eski cehalettir ki güzele yar olup ta
var mı bilmem onunla şadan olan
deneye deneye demeye kalmış
şadan olan candan olur
candan olan şadan olmaz
demeye demeye deneye kalmış

birlikte ayrılmak

211

ÖZGÜRLÜK-I
keyfe keder söylemez sözü var ise
hepsi hadim hepsi kadim var ise

mustafa özer

212

ÖZGÜRLÜK-II
süsledin semayı sen ibret için
masiva derledim ben şirret için
gururla kapattım tüm kapıları
ne zekat sadaka hürriyet için

birlikte ayrılmak

213
KARADENİZ HAVASI
gözlerinde sevgim var dünyalara değişmem
sensiz vatan tarumar minnet edip eğleşmem
gülmek sana gül bana felek koysa gel bana
istanbula dalmana deprem olsa ağlaşmam
sakin görüp ses etme tecrit edip pes etme
zılgıt çekip meshetme dilden başka bağlaşmam
zümrüt olsa göz ister avuç açsa köz ister
nankörüne söz ister gözden göze çağlaşmam

mustafa özer

214

SÖĞÜT VE KIZ
ey güzel kız endamın adım adım ardından
nazımla yürüyorsun senden olan edalar da yürüyor
söğüt gibi rüzgarda
kıpır kıpır kah yeşil
kah gümüş aydınlığında
ardınca yürüyen arzular da var
delikanlı
akışkan
ölümüne
onlarda kulaklar bilirim
ey güzel kız
aynalara düşüşün yalnızlıktan
olanca rüküşün dalgınlıktan
doğru yolda
kıvrılıp bükülüşün
devinip dökülüşün
endamından
edandan
nazından
yolun açık olsun ey güzel kız

birlikte ayrılmak

215

GUGUKLU SAAT
ne evde oturan rahatım var
ne de kaybolmaya ruhsat
ben bugün almak istiyorum
aydan güneşten arınmış guguklu saat
her saat başı arzeden guguk kuşu
hep aşina sesiyle aşiyandadır
onun müzikle süslenip azapla susması
ona zaman taşıyandadır

mustafa özer

216

BEYAZ MARTI
çok martı gördüm ortama uygun bayrak
ama benim komşu martılar ak mı ak
her ne denli yüksek sese tepki verseler bile
bağırsalar çığlık çığlığa ciyak ciyak
ezan susunca gömülüyorlar yine sükuna
kimisi nöbetçidir tepede döner durur
kimisi karga karşıtı gururlu
gecenin içinde yıldız yiyorlar sanki
gönül kuşum martılardan öğrendi
yükseklerde mesken tutup yücelmeyi
yumurtadan martı yapıp çoğalmayı
birlik olup kocalmayı
ah bre deli gönül yine uçtun gitti
kaf dağının ardındaki dağdağana
oysa ömür sığıyor kavuniçinden
bir martının gagasına

birlikte ayrılmak

217

ELMA
senin yüzünden cennetten atıldık
senin yüzünden düştük daldan
atıldık doludizgin bahçelerine
al yanağın yüzünden ayrıldık doğru yoldan
yüzümün sırrıdır elmacık kemikleri
saklar binlerce yıllık özlemlerini
sevincinde sarar tebessüm mimikleri
hüznünde titrer korkunun elleri

mustafa özer

218
KAF DAĞININ ARKASI
gözlerinin derin yeşilinde zümrüd ü anka beslenir
yakut kayalardan akan güneş
yeşimde yer tutmuş yaprakların mehtabıyla
köşe kapmaca oynar gibi gece gündüz
sürükleyip duruyor
kim diye sorma
tecahül ü arifi ben bilemem
sana yakın
bir de gözlerinde kanat açan zümrüd ü anka
anla ki
kafdağının ardında
akarsular gibi söğüt dallarına bürünüp
serin serin akan arzuların var
o sularda ben titreyerek resmimden
salapurya akan tersane arızası
meyhane tortusu
bu korku ayrılmak korkusu
arzularından çıkmış
kokusunu duymadığım sensiz mekanlarda
sana acıkmış kafdağıyım ben

birlikte ayrılmak

219
SENDEN YA RESULALLAH
tenimi tertip eden
aşkını mevhib eden
ruhuma tevlit eden
senden ya resulallah
keremi rahmet gibi
rahmeti ahmet gibi
tutar merhamet gibi
senden ya resulallah
terennüm düştü dile
toprağında bin çile
dile dönüştü bile
senden ya resulallah

mustafa özer

220

TELEFON
evden arayıp duruyorsun beni
her seferinde yoklamaya var yazıp
anlaşılan kıskanıyorsun gölgeni
hele o yanlışlıkla! Aramaların var ya
kemeri nasıl sıktığını açıklıyor
sancılanma
ölümden öte yol yok
meğer bir mülkiyeti paylaşıyor muşuz
tapu sorunuymuş mesele
asıl sorun gayrı menkul misali yüreğine oturmuş
oysa yiğitlikte bu yoktu
seni tapulamaya iten ihtiyarlık mı
yoksa ajan mısın özelinden
sevgi öldüren
dik dur biraz
biraz da birik
sonrası tebessüm
daha sonra kikirik

birlikte ayrılmak

221

PEJMÜRDE
nazında rujun gibi pejmürde senin
bir mujik misali korku dolu gözlerin
içinde kırılmış parça parça duran
ayrıksı elimsi betimsiz dışa vuran
ellerinden kaymış tavuk gibi sinik
kepenkler gibi grese yenik
hayat öylesine eğreti ki ardında
bir gerçek var mı muradında
soruların darmadağın olduğu cevapsız
toz tutmuş camiler gibi sevapsız
neyle böyle boyun bükersin avare
hangi avarelik mayalar şöyle suale
(ben kimim zaman nedir) sulandırma sorsana
yılanı öldürmek gerek oradan sonrasına
seni taşıyacak nazın da rujun da olacak
güzelliğini yutan aynalar kırılacak

mustafa özer

222

MASA
masam bugün sarhoş
gündüzüne güneş gecesine mehtap düştü
kalem defter bilgisayar derken
kitaplar bitap düştü
deyin ki garibin masası
muşmula esası
aynı zamanda oluşmuştur
onun için
muşmulanın suratına şiddet konar
garibin masasına sinek
üstüne düşen güneş olsa bile kırılmaz
suratı muşmulaya dönse de
mehtabın dönekliği suratına vurulmaz
bugün masam sarhoş
güneşten mi soğuktan mı
bilemedik dostlar
belki ağacını şarapla sulamışlar
belki dülgeri sarhoştu
her nedense neden
bugün masam sarhoş
ve ben neşeliyim

birlikte ayrılmak

223

TEVHİD
yarab güneş gözümde kalsaydı
gece sönerdi gözyaşımda
sevincimi nura salsaydı
alemi aydınlatırdı gözyaşımla

mustafa özer

224

NOKTALAMA
doysan da tadarsın nimetin özünü
gönül açken yemek doyurmaz gözünü

birlikte ayrılmak

Başkan'ın Mesajı
Aidat Borcu Sorgulama
Köşe Yazıları
Mustafa Kanlıoğlu

Mustafa Özer (özer Koç)

Ahmed ceemal El Hamevi

Prf.Dr.Serdar demirel

N.Mehmet Solmaz

Mustafa Özer (özer Koç)

Mustafa Miyasoğlu

Mustafa Ekinci

Galip Boztoprak

Şeyma Kısakürek Sönmezocak

Mustafa Kanlıoğlu

Mustafa cabat

Ebubekir Sifil

Ali Biraderoğlu

İbrahim Ulueren

Mustafa Özer (özer Koç)

Ali Biraderoğlu

Mustafa cabat

Günlük Gazeteler
Sponsorlarımız

Kayseri Eğitim ve Kültür Vakfı

© Copyright 2020  V4.1 Tüm Hakları Saklıdır. | Vakıf Sitesi


Top