Duyurular

 "Etmeyin Reis Bey, siz                                                            ağlayamazsınız! "


"ağlayabilseydiniz                                                                                  anlayabilirdiniz"… (Reis bey)

 


 “Nasıl anlayacaksınız? Merhamet nedir,           bilmeden anlamak olur mu?” 


"Gözyaşı ,suçun rengini soldurmaz"


Kayseri Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 7,5096   7,5231
EURO 8,9643   8,9804
       
Özlü Sözler
"zaman bendedir ve mekân bana emanettir! " şuurunda bir gençlik...(N.F.K.)
Sponsorlarımız
Ziyaretçi Bilgileri
Bugün: 60
Dün: 38
Toplam: 2444
İTİKAT VE İMAN

   İTİKAT VE İMAN

►”Allah’a inandım de ve dosdoğru yürü!”

Hadis meali…

►İtikad,mücerret inanma keyfiyeti…İnsanoğlunun,perdelerini açmak üzere geldiği kainatta ulvi manalar ve üstün gerçekler manzumesini doğrulama ve benimseme şuuru…İman ise bu manzumenin merkezî mana noktasına bağlanma duygusu…

►İtikadın dairesi din,imanın da merkezi yaratıcı kudret…

►Böylece dinin tarifi de meydana çıkıyor:Din,topyekun varlığı icad eden yaratıcı müessire bağlı itikatlar manzumesidir.

►İtikat ve iman,gören,işiten,koklayan,tadan,dokunan ve bu beş hassenin birleşiminde ve ötesinde duyan,sezen ve düşünen,insanın nereden ve niçin geldiği suali üzerinde,kendisini vücuda getirici mutlak müessire ve onun kanunlarına inanması diye çerçevelenebilir.

 ►Mutlak müessir,insana varlık veren mutlak “var”…Adı da Allah…

 ►İnsanda ilk his,mahluk olduğu,yokken var edildiği ve yaratıcısı olmayan yaratığın olamayacağı bedahetidir.

TEVHİD

 ►Mutlak müessir diye işaretlediğimiz,mutlak kudretin sahibi mutlak ZAT…Mutlak Zat,vücud olmanın,sayıya girmesi muhal olmanın,mutlak keyfiyet ve yeganelik anlamıyla BİR’dir.

 ►Oluşun,olmanın gereği BİR…Kemiyeti yakan ve zatıyla kalan namütenahi BİR…

 ►İmam-ı Azam “Fıkh-ı Ekber” isimli eserinde bu BİR’i,akıl hamlesinin son mecaliyle,BİR üstü BİR manasına sayı dışı “şiddetle bir” diye tarif eder.

 

 ►Şah-ı Nakşibend’in “Mutlak tevhid mümkün değildir.” diyerek anlaşılmasını akıl dışı kabul ettiği,her şeyi silici,sayıları berhava edici ve yalnız kendisi kalıcı BİR…

 ►Akıl bu namütenahi derin manaya hesapla yol bulamaz ve bu manada,Allah’ta kaybolmak,yokluğa bürünmek,öz varlığını yitirmek ve İlahi visale ermek gibi,gayelerin gayesi zuhur etmeye başlar.Öyle bir ufuk noktası ki,ne aklın ne de bu eserin mevzuu…

 ►Mirac’da “Sidre-tül-münteha-nihayetteki ağaç”noktasında,artık daha ileriye geçemeyeceğini,geçecek olursa kanatlarının yanacağını ve ötesine ancak aşkla geçilebileceğini söyleyen,akılda son mertebe Cebrail,mutlak tevhidin eriyip silinmekten ibaret olduğunu işaretlemiştir.

 ►Böyleyken iman ve itikad ile mükellef akla düşen borç,kendisinin kuşatılmışlığını ve mahpusluğunu düşünüp hiçbir işe yaramayacağına hükmetmek yerine aksine,İlahi bahş olarak pek büyük bir nimet olduğunu takdir etmek,fakat asıl kuşatıcı ve sınırlayıcı Zat önünde yükseldikçe küçük kalacağı şuurunu tutmak…Allah’ı ortaksız,benzersiz,eşsiz,misalsiz ve misilsiz BİR kabul etmek…

 ►Tevhid sırrı üzerinde,sadece duygu emrine tabi bir ölçü aleti olduğunu bilen,anlayan ve kendisini hudut dışı zorlamayan akıldır ki,Peygamberlerden sonra insanlığın en yüksek zirvesi Hazret-i Ebubekir’in vasfettiği dereceye ulaşır: “İdrakin aczini idraktir ki ,idraktir.”…

 ►Erenlerin “Bu iş ne akılla olur,ne de akılsız.” demelerindeki sır,böylece anlaşılmış gibi oluyor ve akla en büyük memuriyet şanı,kendi kendisini anlamaya bakmak,duracağı ve koşacağı yerleri görebilmekte toplanıyor.İdrak saltanatı, kalbin bedahet duygusuna geçiyor ve akla bu duygunun sadece tartı memurluğu düşüyor.

 ►O halde itikad ve tevhid bahsinde aklın ister istemez kurcalayacağı ve cevap arayacağı “İlahi keyfiyet nedir?” sualine yine akılla verilecek cevap “Varlığı ve kamil kudreti bedahet duygusuyla sezilen Mutlak Zat” demekten ibaret kalıyor ve bu kadarı akla ve mümine yetiyor.

 ►Allah ve Resulünün kitaplarından sonra dinde en büyük eser kabul edilen

“Mektubat-ı İmam-ı Rabbani” den kısa bir cümle: “Allah tecelli eder,ötenin ötesinde,ötenin ötesinde,ötenin ötesinde”…Üç kere tekrarlanan “öte” tabirinin sayılar boyunca sonsuz ötesi…

 ►Tevhidde yol,bu sonsuz öteler anlayışı içinde aklı,kendi aletleriyle hakikate erdiği vehminden korumak ve Allah’ı bulmayı,O’nda kaybolmakta bilmektir.

 ►Nitekim bu eserde mevzuumuz ve gayemiz bakımından üzerinde daha fazla duramayacağımız ve kelimeler fezasında milyarlarca ışık senesi yol alınsa bile eksik kalacağını bildiğimiz bu bahiste en ileri akıl hamlesi şu tasavvuf düsturunda pırıldıyor: “Kendinde olmak küfür,kendinden geçmek iman”…                                                        

 Necip Fazıl KISAKÜREK

 

 




Okunma Sayısı: 38


3.238.186.43








DİĞER HABERLER

Başkan'ın Mesajı
Aidat Borcu Sorgulama
Köşe Yazıları
Mustafa Miyasoğlu

Mustafa Ekinci

Galip Boztoprak

Şeyma Kısakürek Sönmezocak

Mustafa Kanlıoğlu

Mustafa cabat

Ebubekir Sifil

Ali Biraderoğlu

İbrahim Ulueren

Mustafa Özer (özer Koç)

Ali Biraderoğlu

Mustafa cabat

Günlük Gazeteler
Sponsorlarımız

Kayseri Eğitim ve Kültür Vakfı

© Copyright 2020  V4.1 Tüm Hakları Saklıdır. | Vakıf Sitesi


Top