|




BEKLENEN
ZUHUR/ Necip Fazıl KISAKÜREK>>>
( IIFSO(Milletlerarası İslam Talebe
Teşekkülleri 3.Genel Konferansı
Yer: Tarabya Oteli/İstanbul Tarih 1975)



(Rönesans)ın vecd kaynağı idealist portrelerine kendi beyinsiz tipini
yerleştirip eline verdiği (LSD) iğnesiyle insan ruhunu iptal etmekten
başka hüneri olmayan Amerikan tipi

Batının İki Yüzü/Necip Fazıl KISAKÜREK
Batılı,bize kendi zehirini geçirmiş bir
frengilidir.Nasıl frengi,Frenk hastalığı mânasına geliyorsa işte
öyle!..Ruh frengisi,Batının hastalığı...
Ve onun iki yüzü var;Biri kendi haline bakıp
buruş buruş ağlayan,öbürü kendi halini bize varılmaz saadet gibi
göstererek yayvan yayvan gülen iki surat...Biri,kendi iç
muhasebesini,öbürü de dışarıya doğru maddî ve manevî sömürgecilik
siyasetini gösteren çehreler...>>>devamı
DİN,MİLLET,ŞERİAT /Necip Fazıl KISAKÜREK
Bütün madde münasebetlerini aşan ve
hâdiseleri madde üstü ulvî ve ilâhî sebebe bağlayan bir inanış
manzumesinin ismi dindir.Dinler içinde de hak ve bâtıl olanları
vardır.Bir madde parçasından ibaret olan bir puta tapan da,bu ilâhî
kudreti kabul etmiş,fakat onu aslî sahibine bağlamamak yüzünden
küfre düşmüş olur.Onunki de dindir,fakat bâtıldır.>>>devamı
El
yazılariyle
Abdülhamit ve kızı Ayşe Sultan
Allah, türa aziz
mîdârem-ü bes
Bâ
îzzet-i ân ki nist manend-i tu kes
Allah, der în vakıa
destem gîr
Allah, hemîn zaman
leferyâdem res
(Abdülhamid)>>>devamı
NECİP FAZIL’A DAİR CİN FİKİRLİ SORULARA CEVAPLAR
Mustafa MİYASOĞLU
Necip
Fazıl’ın ölümünden sonra onun kişiliği ve eserleri üzerine çok şey
söylenip yazıldı. Epeyce bir zaman daha yazılacağını sandığım bu
konularda özel hayatıyla ilgili hususlara zaten kendisinin
otobiyografik eserlerinde cevap verdiği için, onlara dair bir şey
söylemenin gereksiz olduğunu sanıyorum.
>>>>devamı
NECİP FAZIL’IN
ÇOK YÖNLÜ ŞAHSİYETİ
Mustafa MİYASOĞLU
Necip Fazıl şair, hatip, hikâyeci, tiyatro ve biyografi yazarı,
gazeteci, tarihçi, mütefekkir ve din konusundaki çeşitli
eserleriyle, benzerine az rastlanan çok yönlü bir şahsiyet.
Eserlerinde, klasiklere yakışır bir derinlik ve yücelikle Türk
insanının aslî değerlerini ortaya koyar. Ona ve eserlerine sahip
çıkmak, bu milletin temel değerlerine sahip çıkmaktır...>>>>devamı
NECİP FAZIL VE PÜF NOKTASI/Mustafa MİYASOĞLU
Bu ülkede 200 yıl içinde oluşan ve
statüko tarafından savunulan bir sistem ve bunun kendine özgü bir
mantığı var. Bunu ülkemizin tanınmış basın ve sanat ve siyaset
adamlarının çoğu anlayamaz, hatta üniversite çevrelerinin önemsediği
de söylenemez. Böyle temel meseleleri ancak mütefekkir karakterli,
keskin görüşlü, derinliğine vukuf sahibi olan şahsiyetlerin
kavradığını veya önemsediğini görüyoruz.
>>>devamı
GELECEKTE
İHTİLÂL/ Necip Fazıl KISAKÜREK
Artık
(monarşi-krallık idaresi) diye basit hedeflere karşı bir ihtilâl
mevzuu kalmamıştır.Bunlar son Afrika ve Anadolu cenubundaki
memleketlerde görülen mini ihtilâllerle ortadan kalkmıştır.Ortada
birkaç mostralık ülkeden başka da “melik” veya “kral” ünvanı altında
bir örnek yoktur.>>>devamı
ANNE MÜSTEZATI
Mustafa ÖZER
haz içinde boğazda dinlenen yaz
kulağıma ninniler fısıldıyordu
koyda kuğular gibi anne nezaketini
kuruyan dilim kıskanıyordu
haz içinde boğazda eğlenen yaz
sarmaş dolaş ebabil kuşlarının
bumerang dönüşlerinde köpüren
ifadesi ruhuma dokunuşlarının>>>devamı

Batı Medeniyetinin İnsanlığa
armağanları
MUCİZE
Necip Fazıl
KISAKÜREK
Bir mucize…Gelip geçmiş bütün
nebî ve resullerin mucizelerinden üstün bir mucize…İlk ve son Resule
ait ve O’nun bütün mucizelerini doğrulayan ve tamamlayan bir
mucize…O mukaddes parmağın göğe döner dönmez kameri ikiye
bölmesi.okunu yerleştirdiği kuru pınardan su fışkırtması,temasıyla
hastaları şifaya kavuşturması ve daha niceleri gibi,akıl ve hesap
üstü harikaların 1300 şu kadar yıl sonra hakikatini suratlara çarpan
bir mucize…>>>devamı

Ø
İÇ VE DIŞ DÜŞMAN-YAHUDİ
Necip Fazıl KISAKÜREK
. Önce öz peygamberine ihanet eden, tevhid bayraktarı Resul (Tûr-u
Sinâ) ya çıkınca altundan bir buzağı yapıp ona tapmaya başlayan ve
peygamber lanetine uğrayan, o…
· Böylece, nebîler beşiği, üstün ırk İsrailoğulları içinden kopup
fesad ve hiyanet mâdeni yeni bir kavim halinde dölleşen, asıl
yahudiyi mayalandıran, artık hep öyle devam eden ve insanlığın
başına belâ kesilen, o…
· İçinden yetişmiş ve yeni ölçülerle gelmiş İsâ Peygamberi
dinsizlikle suçlayan, Romalı’lara gammazlayan ve Romalı askerlere
kimin tutulacağını göstermek için, havarîler meclisinde onu
yanağından öpmeye kadar alçalan (Yuda Şem’un) o…
· Derken babasız hak peygamber Hazret-i
İsa’nın hak dinini içinden tahrif eden, yeni Peygamberi Allah’ın
oğlu diye gösteren, “baba-oğul-ruhülkudüs” küfrünü icad eden (Sen
Pol) o…>>>>devamı
ARKADAŞ !
Arkadaş,hiçbir ümit
yok ,biliyoruz!Cihanın son moda yelkenlisi,
gaflet rüzgarına,küfür
akıntısına,cehil haritasına,hamakat kaptanına
ve riya tayfasına göre
yapılmıştır.Allah’tan mahrum devirlerin mana-
sını göstermek için bizzat
Allah’ın resmettiği bu manzarayı silmek,
neşeli neşeli dalgalar üzerinde
seken bu gemiyi yolundan çevirmek
kimin haddi?>>>>>devamı
REFORMACILAR
►Reformacı, eski şeklin ismini ve gûya esasını muhafaza
edip, onu, zannınca bazı ihtiyaçlara göre yenileştirmek isteyendir.
>>>>devamı
AMERİKAN ORDUSU ÖRTÜLÜ OPERASYONLARINI
SİLOPİ'DE KURACAĞI ÖZEL ORDUYA YAPTIRMAK MI İSTİYOR?İbrahim
Karagül'ün yazısı güncel'de!!! >>>>devamı
(SANAT VE AKSİYON İÇİNDE BİR
PORTRE DENEMESİ..- Mustafa Özer)
üzerine:
Sanat ve aksiyon
içinde bir portre denemesi, kitabın adı bu. Deneme adı fazla okuyucu
için deneme, makale, ibaresi fazladan bir ad.
San’at ve
aksiyon içinde BİR PORTRE Denemesi’nden
(Mustafa ÖZER):
Yazarın Diğer Yazıları
BİLMEK LAZIMDIR Kİ…
Necip Fazıl KISAKÜREK
ü
Eğer gaye Türklükse,bilmek lazımdır ki,Türk Müslüman
olduktan sonra Türktür.
ü
Eğer gaye akılsa,bilmek lazımdır ki akıl,kendi
hiçliğini idrak seviyesine ulaştıktan sonra akıldır.
ü
Eğer gaye hürriyetse,bilmek lazımdır ki
hürriyet,hakikate esaretten sonra hürriyettir.
ü
Eğer gaye demokrasi ise,bilmek lazımdır ki,demokrasi
hakkın hakimiyeti altına girdikten sonra demokrasidir.
ü
Eğer gaye medeniyetse,bilmek lazımdır ki,medeniyet
türlü müspet bilgi keşiflerini ve cicili bicili madde oyuncaklarını
doğrudan doğruya sebep ve netice kabul etmek yerine,onlara manevi
bir sebep ve netice tayin ettikten,onları ruhun emrine aldıktan
sonra medeniyettir.
ü
Eğer gaye hayat ise,bilmek lazımdır ki,hayat ölümün
ötesine ait hesabı veren mutlak sisteme bağlandıktan ve onun uğrunda
ölümü göze aldıktan sonra hayattır.
ü
Eğer gaye İslamiyetse,bilmek lazımdır ki,İslamiyet
hiçbir cüz’ü feda edilemez olan ölçü ve amellere sımsıkı bağlanıp
onları birer boş kabuk gibi muhafaza etmek değil de,içlerine erimiş
maden halinde hamle ve hareket ruhunu doldurduktan sonra
İslamiyettir.
Birinci 101 Çerçeve ’den
İSRAİL
MUCİZESİ EFSANESİ:
İsrail’in Dış
Finansmanı Roger GARAUDY
İsrail Başbakanlık özel kalem müdürü Doktor Yaakov
Herzog,yaptıkları toplantıların gayesini şöyle belirtir: “İsrail’e en önemli
yatırımları nasıl çekmek gerektiğini tetkik etmek ve dışarıda ikamet eden
Yahudi sermaye sahiplerini,doğrudan doğruya sorumluluk ve bir iştirak hissi
taşımaları için,İsrail ekonomisine sıkı bir şekilde karıştırmak..>>>devamı
DUA
Duayı
kabul eden, dilekleri veren, vermeyi murad edince el açtıran, ancak
sevdiği kuluna dua ettiren, sevmediklerinin elini ve dilini bağlayan
ve
kendisine yönelmekten alıkoyan Allah’ım!..
Bizi
affet!..
Biz,
Sevgilinin nuruna lâyık olmaktan düştüğümüz için bu hale geldik.
O'na
lâyık olabilmek kimsenin haddi değil... Fakat lâyık olunamayacağını
bilmenin liyakati herkesin vazifesi... İşte bu son inceliğe lâyık
olamadığımız
için bu hale geldik.
O nur
öyle bir nur ki, lâyık olmakta, topyekûn zaman ve mekâna, bu dünyaya
ve
ötelere malik olmak var... Bu liyakatten düşmekte de, her türlü
mahrumluk ve
mahkûmluk...
Her
türlü mahrum ve mahkûm olduk.
Bizi
affet!..
O
Nur'un vecd ve aşkı üzerimizdeyken, denizlere, yelkenleri ipekten ve
çıpaları altundan kalyonlar indirdik; karalara da, yolunu viraneye
çevirmek
yerine mamureye döndüren ordular saldık. Padişahlara "Ayağa kalk,
kanun
huzurundasın" diye ihtar eden hâkimler yetiştirdik. Müspet bilgiler,
medenî
aletler, keşifler ve buluşlar, hep o Nur'un kendi fert ve cemiyet
aynalarımızda
tecellisinden... O Nur'u körleştirince de Şark'ın son 5 asırlık
macerası içinde
bir zamanlar yaban domuzu hayatı süren Garplının sürü hayvanı olduk.
Son
yüz yıl içinde bizi bu halden kurtarmak isteyen hiçbir davranış şifa
getiremedi. Zira o Nur'a yeniden liyakat ve bu liyakati yeni zaman
ve mekâna
tatbik etmek Şuurlaştırılmadı. Ters yollara sapıldı. Bu ilerinin
ilerisi şuurun
sahiplerine "mürteci" dediler; ve onları, asıl din gözünde suçlu, O
Nur'a
liyakati sıfıra indirici, vecd ve aşk mahrumu, din ve hikmet cahili
kara
yobazdan ayıramadılar.
Onları, bize böyle muamele ettikleri için değil, bizi, bu muamelenin
altından
kalkamadığımız için affet!..
Bizi,
boynumuza geçirdikleri asırlık idam ipini kravat diye taktığımız
için
affet!.. Tek kelimeyle, "Müslüman" yaftası altında Müslüman
olamadığımız için
affet!..
Ve
bize; kendi öz yurdumuzda asırlardır lütfen iskâna tâbi muhacirlere
benzeyen gerçek Müslümanlara, O Nur'a liyakatin en ileri derecesini
bahşet; ve
ebediyet bestesinden şarkımızı ateşten ahenk helezonlarıyla
gönüllere nakşet!..
Duamıza öyle bir tesir ver ki, kezzabın mermeri yediği gibi
nefsimizin bütün
oyuncak mabutlarını yakıp erittiğini, senin mücerret ve münezzeh
birliğin
etrafında hiçbir inanış pürüzü bırakmadığını görelim; ve sun'î
teneffüsle açılan
bir baygın şeklinde bu milletin yavaş yavaş doğrulduğuna şahit
olalım!..
Allah’ım!.. Bizi hem af, hem adam et!..
>>>devamı
Necip Fazıl Kısakürek
ÖNSÖZ
GİBİ
Ali BİRADEROĞLU
Bir serencamdır bu, bir serencam…Bir faciadır bu,
bir facia…Muhayyileyi yakan bir yozlaşma sürecidir bu… Yozlaşma süreci…
Hangi zirveden hangi uçuruma! Hicretin ikinci yılı… Bedir… Allah`ın
resulü orduyu mevzilendirdiği zaman,ruhen ve bedenen genç 33 yaşındaki
sahabi Hubab İbnü`l Münzir soruyor:”Ya Resulullah! Bu yapmayı
düşündüğünüz şey vahiy mi, yoksa kendi reyiniz mi? “Hz. Peygamber cevap
veriyor: “Bu kendi görüşümdür.” Bunun üzerine Hubab : “ Öyle ise ben de
suyun ön tarafına inmenizi ve onu arkanıza almanızı, düşman tarafındaki
kuyuları da taşla doldurmanızı teklif ediyorum.” dedi.Resulullah onun
dediğini yaptı…Ayrıca Medine muhasarası, Hendek muhasarası, hurma
hadisesi ve daha niceleri…>>>>devamı
-NÜKTE-
Her Müslüman kendini
ölçüyü
tamamlayan son pirinç
tanesi bilmeli,
kendisi olmadan
olmayacağının,fakat
kendisiyle de
olmayacağının şuuruna
sahip olmalıdır.
Ne-Fe-Ka
DERİN VE GERÇEK MÜSLÜMAN
Necip Fazıl KISAKÜREK
ÇÖLE
İNEN NUR
Necip Fazıl KISAKÜREK
ofra... Etrafında Allah Resullerinin dizildiği sofra... Ve bu
sofrada başköşe... Sen !
İnsanın hakikati... Sır... Kâinatın en çetin sırrı...
Bir de misilsiz insan ki, onun hakikatinde, mahlûk, artık, son
haddine ulaşır. Onun hakikatinde, mahlûk tükenir, fakat Allah
başlamaz. O da sen!
Yaradan... Ve onun en güzel eseri... Zâtiyle tek
olan yaratıcı’nın, koskoca insan ehramında ve en yüksek noktada
halkettiği insan ...
Sen!
Evet, sen.
Senin bana inandırdığın
ve seni bana inandıran Allah, öz dilinle hitap etmiş ve sana demiş
ki:
<<SEN OLMASAYDIN, SEN
OLMASAYDIN,
ÂLEMLERİ YARATMAZDIM!>>(Çöle
ve Bütün Zaman ve Mekâna) >>>>>>>devamı
SUNUŞ
Mustafa ÖZER
Kendi açık ve gizli hayatını bütün yönleriyle, derisini
soyarcasına canhıraş çığlıklarıyla agoraya (cemiyet meydanı)çıkaran,böylesi
büyük bir dehayı anlatabilmek öylesine zor ki,Van
Gölü'nün suyunu elekle Akdeniz'e taşımak cefası bile bu kadar
zor olamaz.>>>devamı
Dindarlaşmak ve Müslümanlaşmak/ Hayrettin OĞUZ
Bugün "dindarlıkla "Müslümanlık"ın, "dindarlaşma" ile "Müslümanlaşma"nın
farklılaşma anını yaşıyoruz. Diğer bir deyimle, bugün dindar olanla
müslüman olanı farklı tanımlamak durumundayız.>>>>devamı |
Kompozisyon Yarışması Tamamlandı
Dereceler:
1. Eser: "Aziz Dostum" Zeliha Fatma Demir (Ali Rıza Özdereci Anadolu İmam Hatip Lisesi)
2. Eser: "O ve (Pakistan'lı Bir Genç Olan) Ben" Skander Subhani (Mustafa Germirli Anadolu İmam Hatip Lisesi
3. Eser: "İlim Değil Sanat Eseri" Fatma Aydemir Aydınlıkevler Lisesi
4. Eser: "Düz Yazıya İnen Şair" Aslıhan Çevik Kocasinan Argıncık Lisesi
5. Eser: "Çöle İnen Nur" Sevda Koç Şehit Hava Üstteğmen Vedat Evliya Lisesi
Facebook Sayfamız İçin Tıklayınız.
Dosyalar Bölümüne
Mustafa Özer'in "Çalakalem Çiçekler" Kitabı eklenmiştir. İndirmek için Tıklayınız.
Yeni Sunu Dosyası "Destan" Eklenmiştir. İndirmek İçin Tıklayınız.
buradan takip edebilirsiniz
ALLAHIM, SENİ İSTİYORUZ!
/Necip Fazıl KISAKÜREK
Yıllardır insanlık, derin ve sinsi bir
dert çekiyor. Bu dert, sinirleri bozuk bir mirasyedi oğlunun iç
sıkıntısı. Mirasyedi çocuğu, gözünün bir işaretiyle yeryüzünün bütün
çeyizlerini ayağına serdirebileceği halde hiçbirisiyle avunamıyor.
Lâstik toplarını ısırıyor, renkli balonlarını iğneliyor, motorlu
fillerini, pervaneli atlarını yerlerde süründürüyor ve bütün
zenginliklere arkasını dönmüş, bir pencereden, bir türlü kendisine kadar
gelemiyen güneşin toprak Üstündeki altın lekelerini seyrediyor. >>>devamı
SOSYOLOJİ
TANIDIĞIMIZ DÜNYAYA YENİ BİR BAKIŞ
Canlı yaratıklar arasında sadece
insanoğlu kendi hakkında bilinçli bir biçimde araştırma yapmaya ve
düşünmeye muktedirdir. Tarih boyunca atalarımız; türlerimizin sosyal
hayatı içinde dışlaşan insan tabiatı üzerinde düşündüler. İnsan oğlu
niçin aileyi kurar ve niçin tanrılara tapınır.
>>>devamı

FIKH-I EKBER-BÜYÜK FIKIH
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, Peygamberlerine, ölümden sonra
dirilişe, kadere ve hayr ve şerrin Allah’tan olduğuna, Hesap gününe,
mizana, cennet ve cehenneme inanmak… İlk borç budur.>>>>devamı
Fikir Öfkesi /Necip Fazıl KISAKÜREK
İnsan başını sıçan kafasından ayıran tek
hassa...Ha tüfeği olmayan asker,ha öfkesi olmayan fikir..>>>devamı

Filistin
kıskaçta
HER ŞEYDEN ÖNCE İTİKAT
GÜNAH-KÜFÜR
Bir adam ömrü boyunca bir şarap fıçısı içinde
otursa ve yalnız şarapla yaşasa da “Bu haramdır,biliyor ve
doğruluyorum;ama ne yapayım ki,nefsimi yenemiyor ve ondan vazgeçemiyorum
!” dese hareketi sadece günaha girer de...>>>devamı
BASİT’İ ANLAMAK/
Mustafa ÖZER
Güzelin basit olarak
algılanması ve tanımı,fenomen olarak maddenin güzellemesini
yüklenemiyor.Öyle ki basitlik tek başına “güzel” değildir ve fakat
güzelliğin basitlikle doğru orantılı olduğunu söylemek çok büyük bir
iddia değildir.Basitliğe zaman bağlamında ve diğer maddelerle ilişki
derinliğinde indirgeme yapmak güzelliğe kapı aralamaktır.Ve fakat
çeşitlilikte de bir güzellik vardır.Karışımın güzelliği karışanların
güzelliğinden ayrıca vardır.>>>devamı
TARİH ŞUURU
Ali BİRADEROĞLU
“Hatırlayın o zamanı ki…” (Bakara Suresi)
Tarih;bazen yeri göğü yırtan gürültücü bir şelâle,bazen de çimenler
arasında sessiz bir dere gibi akan,akarken de eskiye ait olumlu ya da
olumsuz birçok değerleri,ürünleri beraberinde taşıyan geçmiş zamanların
bir toplamıdır.Geçmişi saklayan çok emin bir arşivdir o.Tarih aynı
zamanda insanlığın hafızasıdır;bütün geçmişi saklayan bir
gerçeklik,insanî değerlerin taşıyıcısıdır.Belki de zamanın belli
mekânlarda dondurulmuş parçalarının bir toplamıdır.>>>devamı
KARADENİZ HAVASI/Mustafa ÖZER
gözlerinde sevgim var dünyalara değişmem
sensiz vatan tarumar minnet edip eğleşmem >>>devamı
EBUBEKİR SİFİL İLE SOHBET
-Hocam, umumi mânâda Ehl-i Sünnet’i nasıl tanımlayabiliriz? Veya Ehl-i
Sünnet kimdir?
Ebûbekir Sifil: Bismillâhirrahmânirrahîm. Ehl-i Sünnet’i teşhis etmenin
birkaç yolu var. Bunlardan birincisi geçmişte Ehl-i Bid’at fırkalarla
münakaşa edilmiş meselelere bakmak. Gerek usûl-i dinde gerek usûl-i
fıkıhta Ehl-i Sünnet ile Ehl-i Bid’at fırkaları arasında yaklaşım
farklılıkları var. Bu kaynak anlayışından, epistemolojiden neş'et eden
bir şey. Buna bakarak bir istikamet tayini yapabiliriz. Kim Ehl-i
Sünnet’tir, kim Ehl-i Bid’at’tır, bunu tayin edebiliriz. İkincisi bugün
tartışılan meselelere Ehl-i Sünnet’in ilkeleri çerçevesinde bakarak kim
Ehl-i Sünnet’in yanındadır, kim karşısındadır, bunu tesbit edebiliriz.
>>>devamı
ZİHİN KARIŞIKLIKLARI /Galip BOZTOPRAK
Son zamanlarda haftalık yazılarımı yazmakta zorlanıyorum. Zorlanma
nedenim konu bulmakta zorlanmak ve yazacak bir şey bulamamak değil.
.>>>devamı
“Cennet Kimsenin Tekelinde Değildir” MÂLİKU'L-MULK
OLAN ALLAH'IN ELİNDEDİR /Muhammed
Ali es-SÂBÛNÎ
(Türkçesi: Ömer Fâruk TOKAT)
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
Allah Teâlâ’ya hamd ve âlemlere rahmet olarak gönderilen O’nun değerli
elçisi efendimize salât u selâm ederiz.>>>devamı
ORYANTALIZMDEN ETKILENENLER KUR’AN-I KERIM’I ANLAYAMAZLAR/ PROF. DR.
M.Ali ES-SABUNÎ
Mülakat: İhsan ŞENOCAK
İhsan ŞENOCAK: Bismillahirrahmanirrahim. Hocam Kur’an-ı Kerim’in
anlaşılabilmesi için İslam’ın erken asırlarından bu tarafa uygulanan ve
zaman içerisinde de tedvin edilerek metin haline getirilen tefsir ve
fıkıh usulü günümüzde modernist müslümanların yenilenme çağrıları ile
karşı karşıyadır. Modernistler>>>devamı
ÖRÜMCEK
Mustafa ÖZER
örümcek onuru ağında pusu
dağları ağırlar gönlümün yası
musayı lanetler mısır mumyası
eğriyi sorarsan doğru gücenir >>>devamı
MUZDARİP
Mustafa ÖZER
feyzimi alacak feyezan onda
içine dalacak heyecan onda
hatıra kalacak yolun sonunda
cemali canandır muzdarip kılan>>>devamı
META’LAŞTIRMADIĞINIZ
BİR ŞEY KALDI MI?*
Karl Marks metayı 3
evrede ele alıyor.
1. Evrede meta
değiştiriliyor. Patates veriyorsun, yerine domates alıyorsun. Ve
ihtiyacını gideriyorsun.
2.Evrede ise ürettiğin
malın hepsini satıp ihtiyacın kadarını değiştiriyorsun.
3. Evrede ise
devredilemez değerler, devredilemez sanılan değerler ne varsa satılmaya
başlıyor. Bunun sonucu buhar makinesi icat ediliyor ve sanayi devrimi
ortaya çıkıyor.
Bu, devredilemez
değerler; inanç, aşk, namusdur.
Bu çürümüşlüğün genelleştiği her şeyin para ile ölçüldüğü, her şeyin
maddi ve manevi değerlerin pazara getirildiği dönemdir. ...devamı
Felsefenin Sefaleti Karl Marks /1847---(Sol yayınları/ 1979- sh -36)
*Zabıt Katibi:Ali BİRADEROĞLU’nun 22.9.2007 Tarihindeki sohbetinden
zaptedilebilenlerden...devamı
PEYGAMBER, NEBÎ, RESUL / Necip Fazıl
KISAKÜREK
Peygamberler resul ve nebî diye iki isimle
anılır.Allah’ın vahyine mazhar olmak mânasına bu iki ismin muradı bir
ise de ,memuriyet bakımından arada büyük farklar vardır.Her resul aynı
zamanda nebîdir;fakat her nebî resul değildir.Nitekim Peygamberimize
nübüvvet 40 yaşında,risalet ise 43 yaşında gelmiştir.>>>devamı
Eyvah!.. Lozan’ın Gizli Protokolları tehlikede
/ Mehmet Şevket EYGİ
Cumhurbaşkanlığı konusunda
kopartılan yapay fırtınaların asıl sebebi “Lozan’ın Gizli
Protokolları’nın” ihlâli meselesidir. Lozan’ın Gizli Protokolları ne
demektir? Açıklanmasa da bu protokollar yazılı mıdır, yahut şifahî/sözlü
olarak mı yapılmıştır? Bunlar hâlâ geçerli midir?>>>devamı
Vesika
Abdülhamid Hânın 67 yıl önce esir
tutulduğu Beylerbeyi Sarayından Bağdat’ta Şazeli Şeyhi Mahmud Ebüşşamât
Hazretlerine el yazısiyle yazıp gönderdiği, her şeyi ortaya dökücü
mektup...
Ayağa
kalk, Tarih!..>>>devamı
LAİKLİK ÜZERİNE
Mustafa CABAT
Kısaca “Siyasî
düzenlemelerde dinin herhangi bir belirleyiciliğinin olmaması”diye
tanımlanabilecek olan laiklik kavramını anlayabilmek için en azından
Hıristiyanlığın geçirmiş olduğu serencamı bilmemiz gerekmektedir.Bunun
için bu kavramın etimolojisine daha sonra girmek üzere Hıristiyanlık
tarihini mümkün olduğunca özetleyerek, konuya başlamak istiyorum.>>>>>>devamı
HALK
İSTEMEZ, HALKA İSTETİLİR!/
Şeyma KISAKÜREK SÖNMEZOCAK
“ - Göreceksin, diyor; fikri idam edeceğim! Sadece resim ve göze hitap!
Yazıya göre resim değil, resime göre yazı …
Yâhu! Gazete fikir demektir. Hadise ve ona bağlı fikir, kıymet hükmü …>>>devamı
YARIM
HOCA DİNDEN EDER/Ebubekir SİFİL
Başlıktaki sözü bilmeyen yoktur, bir atasözünün yarısı.
Tamamı ise şöyle: “Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.”
>>>devamı
ROMANLARIN AYİZİNDE
Mustafa ÖZER
Hiçbir toplum maddenin dış yapısına bağlı
eylemler bütünü içerisinde değildir. Bu olamaz da. Sanatın gerekirliliği
üzerinde fikir yürütmekle maddenin insan hayatında basit bir katalizör
etkisi görevini yaptığını çıkarabilir düşünen kimse. Hiç değilse genel
olarak bu böyledir.>>>devamı
RÜZGARLI BAYIRDAN
Mustafa ÖZER
Televizyon antenlerine takılmadan geçen bulut kümesi çeşitli şekiller
kazanarak gök yüzünün hareketliliğini ispatlıyordu. Rüzgar esiyor.
Bulutların eşkalini bozarken benim “efkar”ımı dağıtan lodos esiyordu.
Kravüze yakamı kaldırıp indiriyor. Alacağı vardı lodosun. Ama yakamdan
alacağı vardı. >>>devamı
SANATÇI VE ÇEVRE
Mustafa ÖZER
Mevsimleri değişimi apartman duvarlarında hiçbir iz bırakmıyor. Oysa
ahşap ve bahçeli düzen küçük kagir yapılar mevsim başkalıklarını görmek
için özel yapılmış gibidir. Küçük hayalleri süsleyen periler, orman
kıyılarındaki küçük kulübelerin nasıl sahibi ise, mevsimler de perilere
eş bu diyar-hanelerin öylece sahibi oluveriyor.
>>>devamı
Papacılar,
Diyalogçular... / Mehmet Şevket EYGİ
Lisanımızda hikmetli atasözleri ve deyimler
vardır. Onlardan biri de şudur: “Bekâra karı boşamak kolaydır.” Papanın
ülkemize yaptığı ziyaretle ilgili olarak birtakım ateistler,
Sabataistler, İslâm dini ve Şeriatı ile kesinlikle uyuşmayan ictihadlar
yaptılar, fetvalar verdiler, bidatler çıkardılar.>>>devam
Yeni bir bid’atimiz oldu /Ebubekir SİFİL
Dinlerarası Diyalog, meşrulaştırılmaya ne kadar çalışılırsa çalışılsın
“ahir zaman bid’ati” olarak ifsad fonksiyonunu ifaya devam ediyor.
“İbrahim Yolu” projesi, oyunun son perdesi olarak sahnelenmek üzere….>>>>devamı
BEN
Necip Fazıl KISAKÜREK
Allah ‘ben’ kelimesinin belasını
versin! Tevekkeli,cihanın en büyük velîlik derecesini bize dünya gözüyle
göstermiş olan Esseyyid Abdülhakîm Efendi Hazretleri,bir eserlerinde
şöyle buyurmadılar:>>>devamı
İmam-ı Rabbânî –MEKTÛBAT
Mektûbat’ı Takdim
Allah ve Resulünün kitaplarından
sonra dinin en büyük eseri “Mektûbat-ı İmam-Rabbâni”>>>devamı
EBUBEKİR SİFİL
İLE MÜLAKAT–1
DİNLERARASI DİYALOG VE
MİSYONERLİK ÜZERİNE
“Hıristiyanlık
Kaybettiği Mevzileri
Yöntem Değişikliğine Giderek Kazanmak İstiyor”
Araştırmacı yazar
Ebubekir Sifil ile Türkiye müslümanlarının sorunlarını, ilim âlemini,
modernist yaklaşımları, dinler arası diyalog faaliyetlerini ve sair
konuları konuştuk. Yazarın konuyu derinlemesine tahlil eden kapsayıcı
tarzı, özellikle günümüz müslümanlarının bazı eksiklerine dikkat çeken
yorumları, üzerinde durulması gereken tespitler olarak çıktı karşımıza.
>>>devam
AKSİYON
NEDİR?
Mustafa CABAT
Aksiyon lugatte kudrettir,mücerret
kudretin,işte,iş üzerinde,iş halinde tecelli ve cümbüşü demektir.>>>devamı
"YAHUDİ TARİHİ
YAHUDİ DİNİ" /Ebubekir SİFİL
İsrail'in
Filistin ve Lübnan topraklarında sürdürdüğü vahşi işgal, şüphesiz ki
Siyonist ideolojinin kaynağını bizatihi Ortodoks Yahudilik'ten alan
karakterinin bir yansıması. İsrailli hahamların savaş sırasında
masum kadın ve çocukların öldürülebileceğini hükme bağlayan fetvası
bu açıdan şaşırtıcı değil.
>>>devamı
MÜMİN - KÂFİR
AKIL
Necip Fazıl KISAKÜREK
Kâfir — Siz, iman sahipleri ispat
edemeyeceğiniz bir mesele karşısında kaldınız mı, hemen aklı ve
ispatı inkâr etmek yoluna dökülürsünüz
UYDURMA DİL FELÂKETİ
Necip Fazıl Kısakürek
• KISA HECELER... Aşağıdaki cümleyi, ona hususî bir mâna biçmeden,
onda ayrı bir mâna murad edildiğini
hesaba katmadan, sadece Türkçe olarak okuyunuz>>>>>:
Suat PARLAR'la
Röportaj:
"İŞBİRLİKÇİ POLİTİKALARLA TÜRKİYE TÜKENDİ..."
Amerika’nın son
yıllarda içine girdiği süreçle, yüzyıl önce İngiltere’nin girdiği
süreç çok benzeşiyor. İngiltere’nin Ortadoğu siyaseti ana hatlarıyla
bugün ABD tarafından tekrar ediliyor gibi. Bilindiği gibi 20.
yüzyılın başında İngiltere Doğu Hindistan Kumpanyası ile
Basra,Süveyş, Fırat/Dicle ve Doğu Akdeniz’den oluşan dörtgeni
kontrol etmek, rakip güçleri buraya sokmamak ve böl-yönet
politikasıyla burayı dizayn etmek
stratejisine sahipti. Bugün, yüz yıl sonra onun mirasından
beslenerek büyüyen ABD, İngiltere’nin yarım bıraktığı işleri mi
tamamlamaktadır, yoksa iddia ettiği gibi, kendisine ait ve kendi
icat ettiği yeni bir düzen mi ikame etmektedir?
ELİF BENDİ
Mustafa ÖZER
ben isterse
mümkünat teklif gelir
talibanı hakkın
yönü elbet elif gelir
sen dinleme
halkiyatın hakkını
zira ol haktır
ki arkası telif gelir
emr-i hakk ademe
lif lif gelir
her demde aleme
bin elif gelir
her elifin
içinde yüzbin teklif gelir
lif lif gelir
elif gelir teklif-i hafif gelir
diğer şiirleri

PARTİ
Necip Fazıl KISAKÜREK
ü
Parti,vatanımıza millî bir mahsul değil,Avrupa’lı bir
mamul olarak,Abdülaziz devrinde girer.Topkapı Sarayında,asil Bağdat
Köşkü’nün yanında, ‘Barok’ ve ‘Rokoko’ biçimi Mecidiye Kasrı’nın
zuhuru gibi...
ü
Teftişsiz ve hasımsız taklit yoluyla bizi
şahsiyetimizden etmek ve içimizden yemek isteyen Batı’nın maddî ve
manevî emperyalizmasına yararlı fesat iklimini kurdurma ve
kurucularını teşkilatlandırma işi olmuştur bizde parti...
ü
Oltasının ucundaki yem de,yutanı ebediyen
sersemletmeye yeter,ayağa düşürülmüş ve hakikatları tepetaklak
edilmiş iki zavallı mefhum:Hürriyet,Medeniyet...
ü
Sırayla “Genç Osmanlılar” dan başlayarak “İttihat ve
Terakki”, “Hürriyet ve İtilaf”, “Cumhuriyet Halk Partisi”, “
Demokrat Parti”, “Adalet Partisi” ve daha nice küçük dallarıyla
bizde parti,Avrupalı’nın tebeşirle yere çizdiği,tavuk hapishanesine
benzer bu sihirli dairenin dışına çıkamamış ve Türk’ün ruh köküne
bağlantı kuramamıştır.
ü
Üstelik,gününü gün etmeğe bakan cüce politika
esnaflığı ve tam bir dünya görüşü yoksunluğu...
ü
Bizde parti böyle gelmiş ve bir gün topyekûn hesabı
görülünceye dek böyle gidecektir...
CEPHELER
YENİ MÜCTEHİD TASLAKLARI
Necip Fazıl KISAKÜREK
·
Biz bu dâva peşinde, som iman ve bu som imanın bütün kâinatı
kuşatması için gerekli som fikriyat cephesinden, «Allah» demenin
bile yasaklandığı bir hengâmede, som küfre karşı hareket eder ve
yaptığımız işi şakaya benzetemeyip....>>>>
NEFSANÎ TEFSİRCİ
Necip Fazıl KISAKÜREK
·
İslâm inkılâbı mevzuunda, bu sınıf, reformacıların bir şubesidir; ve
kısım kısımdır.
·
Farkları şudur ki, reformacılar, hiçbir eksik ve fazla kabul etmeyen
din bütününe, dışarıdan, akıllarınca güzelleştirici ve iyileştirici
unsurları ilâve etmekte mahzur görmedikleri halde, bunlar, dışardan
unsur dâvet etmezler, fakat dinin zatî hükümlerini kendi içinde
diledikleri gibi tefsire yeltenirler.devamı>>
SAHTE SOFÎLER
Necip Fazıl KISAKÜREK
·
Sahte ve yalancı sofîler, ham ve kaba softaların, gûya din ve dinî
hikmetler plânında tam mukabil kutbudur.
GERÇEK VE DERİN MÜ’MİNDE AKIL
Necip Fazıl KISAKÜREK
· Derin ve gerçek mü’minde akıl,
aklın son haddine mahsus şartlar içindedir: Daire
nasıl başladığı noktada biterse, akıl da
nihayet «mutlak» dan hiçbir şey anlayamayacağını anladığı yerde
nihayete erer.
YANLIŞ ADRESE GİDEN MEKTUP / Mustafa ÖZER
Babam da babası gibi davranırdı.
Bütün amacı benim okumamı sağlamaktı. Dahası, ikide bir vücut
hikmetinden vurur konuyu bizim alacağımız üniversite diplomasına
bağlardı. Bazen de varoluş nedenini bizim diplomalarla aynı olduğunu
söylerdi. Nedenler değişse de aynı sonla biterdi. İlkokulu bitirirken
“doktor bey” ünlemeleriyle komşulara sofra ve masa donatmışlardı.
Küçüklüğümden kalan belli başlı ilk anıdır diyebilirim.>>>devamı
tavaf
mustafa özer
al yüzünde turna gördüm
selam yüküydü telleri
belli ki ciheti canandan
gelir-gider korkularım
içim çiçeklenir candan
selam devşirirler
şiir olup dervişler
okunur camdan şeffaf
turnadan hafif
tavafdan dönen rüzgar gibi
sevincine karşılama ister
sıcak soluğuna sarar isteğimi
ısıtır duamızın encamını
tövbe kırıklarını
içimizi incitmeden
bir damla göz yaşında
kıvançla sorar
sorgular
neredesin
|